Chopin ve Hayatının Müziğine Etkisi

Piyanonun şairi ve romantizmin müzikteki en büyük önderlerinden birisi olan Frederic François Chopin… O, müziğiyle, tavırlarıyla ve görünüşüyle gerçek bir romantikti. 19. yüzyılda başlayan ve neredeyse 1 asırdan fazla süren, ” Romantik Döenm ”in büyük lideri Frederic Chopin’in müziğine gelin birlikte bakalım.

Chopin’i kuşkusuz hepimiz duymuşuzdur. Bunun sebebi büyük ihtimalle harika ve duygulu melodileri olduğu için değil herkese hitap eden bir müziğinin olduğu içindir. Chopin’in müziğinde her türden insanın müzik zevkine uyacak kadar çeşitli eserler var. Bunların çoğunluğunu tabi ki solo piyano eserleri oluşturuyor fakat bu eserlerin yanında bu büyük romantiğimiz bize çok olmasa da hatrı sayılır orkestra ve diğer enstürmanlar için de eser bırakmıştır. Çok ilginçtir ki, diğer enstürmanlar için yazdığı bestelerde bile piyano bulunur ve hiçbir eseri piyanosuz olmaz. Buradan da onun gerçek bir piyanist olduğunu söyleyebiliriz.

Açıkçası Chopin orkestral ve enstürümantal müziğinin çok da başarılı olamadığını kabul etmek gerekir. Örnek olarak 2 piyano konçertosuna bakacak olursak ( Mi Minör, Piyano Konçertosu No.1 Op.11 ” Büyük Konçerto ” ve Fa Minör, Piyano Konçertosu No.2 Op.21 ) orkestrasyon yönünden bazı eksikliklerin çok büyük oranda piyano tarafından tamamlandığını görürüz. Bu, normal bir dinleyici için gayet hoş gelse de müziğe meraklı ve duyarlı müzisyen ve yorumcular tarafından bir eksiklik olarak görülmekte. Aynı şekilde Sol Minör, Çello Sonatı Op.65 eserinde de çello çok geri planda kalmış ve piyano, çellonun önüne geçmiştir. Bu da Chopin’in piyanoyu ne kadar çok sevdiğini ve bir türlü eserlerinde bırakın çıkarmayı, geri plana bile atmak istemediğini gösteriyor. Ayrıca, Chopin, büyük ihtimalle bu alanda eksik olduğunun farkındaydı ve öğrencilik yıllarından sonra başka orkestral ve enstrümantal eser yazmadı. Opus numaraları da düşüktür. ( Op.11 – Op.21 vb. )

Romantik müzik kuşkusuz her besteci tarafından ciddiye alındı. Robert Schumann, Franz Liszt, Clara Schumann, Felix Mendelssohn… Tüm besteciler bu alanda çokk büyük eserler verse de Chopin’in çok büyük özellikleri, yenilikleri ve liderlikleri vardı. Küçük türlerdeki müziklerin aslında ne kadar önemli ve değerli olduğunu, hepsinin kendi başına da birer eser olduklarını öğreten, etüt dediğimiz şeyin sadece basit melodili ve sadece teknik geliştiren eserler olmadıklarını gösteren bir devdi Frederic Chopin. Yayınladığı Op.10 ve Op.25 Etütler albümleri, Op.28 24 Prelüdler albümü gibi albüm ve eserleri bunların en büyük kanıtıdır. Her şeyden önce o bir piyanistti. Besteciydi. Virtüöz ve bir liderdi. Sınırların ve engellerin olduğu barok ve klasik dönemden, müziği daha çeşitli ve ayydınlık yollara sokan devlerin en büyüklerinden birisiydi.

Bence Chopin’in müziğine bir de onun yaşantısından ve biyolojik yapısından yola çıkarak bakmalıyız. Chopin bildiğiniz üzere 1 Mart (?) 1810 tarihinde Polonya’nın küçük bir köyünde ( Zelazowa Wola ) dünyaya geldi. 20 yıl burada yaşayan Chopin, gerçek bir milliyetçi ve gerçek bir vatanseverdi. Hayatın verdiği imkanlar ve şartlardan dolayı 1830 yılında Fransa’ya gitme kararı alan Chopin hayatının geri kalanını burada geçirdi. ( Yaklaşık 19 sene ) Bu yönden ona yarı Fransız ve yarı Polonyalı diyebilsek de aslında onun kalbi sadece Polonya için attı. Bu,müziğine de yansımış olacak ki, Polonya Şarkıları adında eserler, Polonya dansları olan Mazurka ve Polonezler besteledi. Mazurka ve Polonez türünün  öncüsüdür aynı zamanda. İlk ve son eserinin bu türlerde olması da ilgiçtir. 7 yaşında yazdığı Sol Minör, Polonez Op.Posthume eseri onun ilk eseri olmakla birlikte, Fa Minör, Mazurka Op.68 No.4 eseri de onun son eseridir. İki eseri de dinlediğinizde aradaki o bitkinlik ve yaşanmışlığı daha iyi görüyorsunuz. Chopin’in küle dönüşmüş kalbi, bizim kalplerimizde hayat bulmaya çalışıyor…

Chopin’in memleketsel ve yaşantısal hayatının müziğine nasıl etki ettiğine bir de farklı bir perspektiften bakalım istiyorum. Biliyorsunuz ki Polonya çok zayıf bir ülke o zamanlarda. Rusya ile büyük bir savaş içindeler. Büyük Polonya-Rusya savaşına kadar büyük sorunlar çeken Polonya, haliyle bitap düşmüştü. Ailesini ve ülkesini terk etmek zorunda kalan Chopin için bu durumun ne kadar üzücü olduğunu tahmin etmek o kadar da zor olmamalıdır. Bu durum tabi ki eserlerine de yansıdı. Yazmış olduğu eserlerde Polonya’ya ait olan türler hariç, farklı türlerde olup da Polonya’ya ithaf edilen birçok eser yazmıştır Frederic Chopin. Bunlardan bazıları Si Bemol Minör, Piyano Sonatı No.2 Op.35 ve Do Minör, Etüt Op.10 No.12 ” İhtilal ”dir. Ayrıca La Majör, Polonez Op.40 ” Ordu ” ve La Bemol Majör, Polonez ” Kahramanlık ” eserleri de bestecinin en bilindik eserleri arasında yerlerini alırlar. Teknik yönden de çok zor olan bu eserler, türlerinin öncüleri olmakla birlikte piyanoda ” Virtüözite ” kavramını da yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başlamıştır. Bu alanda en büyük öncülerden birisi Chopin olsa da Chopin’in derdi asla bu olmamıştır. Franz Liszt bu alanda daha ön plandadır. Polonya’nın durumu, Chopinîn ve klasik müziğin üzerinde büyük yankı bırakmıştır. Chopin’in, duygularını bu denli iyi yansıtması cidden büyük bir deha göstergesidir. Hissettiği o öfke, nefret, gurur, mutluluk duygularını müziğine böyle yansıtan bir besteci çok az bulunur…

Chopin’in biyolojik yapısı ve yakın çevresinin de müziğine etkisi olmuştur. Bu etkiler memleketsel olaylar kadar büyük olmasa da yine de Chopin’i Chopin yapan unsurlardandır. Birincisi Chopin çok zayıf bir insandı. Buradaki zayıf hem dış görünüş olarak hem de ruhsal olarak. Çok kolay devrilebilir, üzülebilirdi. Hassas yapısından dolayı yeterince güçlü sesler çıkaramadığı da o zamanlardaki dinleyicilerin notları arasında gözükür. Hatta bir notta ” Ses bize gelmiyordu. Duyduğumuz tek şey okrestra sesi. ” ifadesi yer alır. Müziğine da yansımış olacak ki Noktürnleri çok sade ve çok saftır. Gece müziği anlamına gelen Noktürnler, Chopin’in en büyük başyapıtlarını oluşturur. Armonik dehasını gösterdiği en saf müziklerdir. Re Bemol Majör, Noktürn Op.27 No.2 bu alanda en başarılı eserlerden birisidir. Çevre etkisine de bakacak olursak aslında burada aile hayatı etkili çünkü müzik derslerini ilk büyük ablası Ludwika’daan alan Chopin’i babası Nicolas Chopin de çok destekledi. Hatta onun ilk eserlerinin notalarını yazan da odur. Operayı çok seviyorrdu Chopin ve babası onun opera yazması gerektiğini defalarca söylese de Chopin bugüne kadar hiç opera yazmadı. Bırakın yazmayı bir taslak bile yazmadı. Aşk hayatına bakacak olursak orada da çok şanssız olduğu söylenebilir. Maria ile ilişkisi olan Chopin’in bu hayatı parası olmadığı ve çok hasta bir adam olduğu gerekçesi ile karşı aile tarafından reddedildi ve ikili ayrıldı. Chopin, tüm mektupları ” Acılarım ” etiketi ile bir büyük zarfta saklamıştır. Bunlar da bize çok ama çok büyük bir arşiv ve birinci elden kanıt sağlıyor besteci ve aşk hayatı arasında. Fakat ne Maria ne de başka birisi Chopin’in hayatında bu kadar etkili oldu. E nbüyük etkiyi şşüphesiz Geroge Sand gösterdi. Edebiyatçı olan Sand, Chopin ile uzun bir süre ilişki yaşadı. Çocukları olan George Sand cidden Chopin ile bir aile kuabliceğine inanmıştı. Hastalıklar ve engeller peşlerini bırakmasa da Chopin sürekli yazmaya ve Sand ile çocukları korumaya devam etti. Bir gün Chopin’in sağlığına iyi gelmesi düşüncesiyle Mallorca’ya tatil yapmaya giden ikili için bu karar bir felakete dönüşmüş, o tatil sonradan ” Cehennem Tatili ” olarak anılmaya başlanmış fakat Chopin’in bize bıraktığı en büyük albümlerden birisini de tamamlanması için zemin hazırlamıştı.

Tatil ilk başta beklentileri karşılamış gibi duruyordu. Aslında tatil gibi giden 1-2 gün cidden rüya gibi geçmiş ve Chopin ile Sand mutlu olarak yaşamlarına dönmüşlerdi. Chopin’in de sağlığı iyiye gidiyordu bu arada. Sonradan çıkan fırtınalar ve büyük yağmurlar bu tatili bir cehenneme çevirmiş, Chopin’in sağlığı bir anda kötüye gitmeye başlamış ve ikili ( dörtlü de diyebiliriz ) Mallorca’da tıkılı kalmışlardı. Hatta bir gün bir partiden dönen Sand Chopin’i yarı baygın ve ıslak şekilde bulmuş ve şunları duymuştu. ” Sonunda sizi buldum. Beni öldürüyorlar… ” Bu ıslaklıktan ve fırtınadan dolayı Chopin’in bu olay olurken ‘2 Re Bemol Majör, Prelüd Op.28 No.15’i bestelediğini düşündürmektedir. Ayrıca Prelüd demişken Op.28 24 Prelüdler setinin de burada tamamlandığğını söyleyelim. Setin son eseri sanki buraya atıfta bulunur. ” Re Minör, Prelüd Op.28 No.24 ( Fırtına ) ”

İşte, Chopin’in hayatının onun müziğine etkisibu şekilde. Aslında bu olaylar sadece birer tema. Chopin’in kafasının içinde neler dönüyor bilmek asla mümkün değil fakat bunlar en azından etkil olmuş olabilir. Chopin’in bu karanlık, pişmanlık dolu ve acılı hayatından çıkarılacak çok ders olduğu kesin… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir