Beethoven ve Karl

Herkese merhaba. Bu haftaki yazımızda yeniden sizinle magazinsel bir olaya değineceğiz. Bu yazının konusu Beethoven ve onun biricik sevgili yeğeni Karl olacak. Aslında olayların dramatik tarafını size aktarmadan önce size yazıyla ilgili bazı bilgiler vermek istiyorum. Bu yazıda Beethoven’ın zamanında takındığı çok yanlış tavırlardan bahsedeceğiz. Bu yazının konusu Beethoven’ı kötüleme olarak algılanmamalıdır. Bu yazının amacı kafamızdaki idealist besteci fikirlerini temizlemektir. Düşünüldüğü zaman Türkiye için Atatürk büyük anlam taşır. ( Bu karşılaştırma sadece simgesel olaraktır. Konuyla bağı olmasından ötürü anlatılmamaktadır. ) Atatürk’ü tam araştırmamış ve tarih bilgisi nispeten zayıf insanlar ‘ mükemmel ‘ ve ‘ hatasız ‘ olarak bilirler. Sadece yaptığı büyük işlerden yola çıkarak ‘ Bu insan kötü olamaz. Mükemmel olmalıdır, olmak zorundadır. ‘ gibi bir düşünceye kapılıyorlar hatta kapılıyoruz. Adına önyargı dediğimiz bu düşünce şekli bazen hayat kurtarıcı olsa da bazı zamanlarda gereksiz önsavlardan başka bir şey olmazlar. Beethoven, Rachmaninoff, Mozart, Bach gibi besteciler de müzik anlamındaki büyüklüklerinden dolayı muazzam ve mükemmel bir insan olarak görülüyor. Tabi ki iyi insan olmaları tartışmaya açık olsa da tartışmaya kapalı tek şey bu sözünü ettiğimiz varlıkların insan olduğudur. İnsanlar hata yaparlar. Hayatlarının belirli yerlerinde yanlış kararlar alırlar yanlış tercihler yaparlar ve yanlış kelimelerle konuşurlar. Bu belki de yaşadığımız hayattaki en normal şeylerden birisidir. Bu yazının amacı, şimdi yeniden tekrar etmenin iyi olacağına inanıyorum, Beethoven gibi büyük bir devin hayatında yaşadığı aksilikler ve yaptığı hataları anlatarak kafamızdaki mükemmel insan algısını kırmak ve bestecilere ve müziklerine önyargı ile yaklaşmayı önlemek hepsinden de öte besteciyi daha iyi anlamak ve aktarabilme becerisini kazandırmaktır. Şimdi isterseniz daha fazla vakit kaybetmeden başlayalım. İlk konumuz Beethoven’ı tanımak adına :

KLASİK MÜZİKTE BÜYÜK BİR DEVRİMCİ: LUDWİG van BEETHOVEN.

Kısaca Beethoven’ı tanıyalım. Ludwig van Beethoven Almanya’nın Bonn şehrinde 17 Aralık 1770 yılında doğmuş ve 56 yaşında Viyana’da 26 Mart 1827 yılında ölmüştür. Mozart’ın hakim olduğu ve buram buram Mozart rüzgarlarının estiği bir klasik dünyaya doğmuştur Beethoven. Mozart dahiyane müzisyenliğiyle çoğu kraliyet ailesini etkilemiş ve ününü tüm dünyaya duyurmuştur. Mozart, Beethoven doğduğunda 14 yaşındaydı ve sonatlar, senfoniler bestelemeye başlamıştı bile. Bu durum Beethoven’ı çok etkileyecek ve yazacağı ilk eserlerinde Mozart havasını bol bol duyuracaktı. Onun haricinde Beethoven da tabi ki boş değildi. Bach’tan kalan bazı eserleri çalışıyor ve teknğini geliştiriyordu. Çocukken babası tarafından çok ama çok sert şekilde çalıştırılıyor ve her gün saatlerce müzik yapmaya zorlanıyordu. Beethoven çocuk yaşta çıktığı konserlerde babası yüzünden küçük çocuk imajı vermek zorunda kalıyordu. Beethoven 10 yaşında bile olsa babası herkese onu 7 ya da 8 yaşında gibi tanıtıyor ve yeteneğinin daha da büyük olduğunu yalan olsa bile kraliyet ailelerine ve büyük öğretmenlere göstermeye çalışıyordu. Genç Beethoven’ın yazdığı ilk eser Ernst Dressler’in yazdığı Marş teması üzerine varyasyonlardı. Kendisi nota yazmayı tam bilmediği için babası ona yardım etmişti ve eser ” Do Minör, Ernst Dressler’in Marş Teması Üzerine 9 Çeşitleme ” olarak yazıldı. 12 yaşındaki bir çocuk için büyük bir eserdir. Hatta Frederic Chopin gibi büyük romantik besteciler bile sonrasında ‘ Çeşitleme ‘ türünde zorlanmışlardır. Çeşitleme yazmak hiç kolay değildir ve özgünlüğün ve yaratıcılığın ulaşabileceği üst noktalardan birisidir. Beethoven bunu ‘ gerçekten ‘ 12 yaşında yazmıştır. Bu sebeple de önemlidir. Beethoven büyümeye başladıkça bazı şeylerin farkına varmaya başladı. Yazdığı sonatlar ve senfonilerde klasik müzikte yaratacağı fırtınanın ayak seslerini yavaş yavaş veriyordu herkese. Mozart’ımsı tür Do Diyez Minör, Piyano Sonatı No.14 ” Ay Işığı ” ile ilk kez kırılmaya başlamış ve sonrasında gelen Re Minör, Piyano Sonatı No.17 ” Fırtına ” ya da Do Majör, Piyano Sonatı No.21 ” Waldstein ” ile iyice romantizme kaymışır. Ayrıca Waldstein adlı konta ihaf ettiği eserinde Beethoven ilk defa ” tekrarlanan pasajlar ile gerilim yaratma ” tekniğini kullanmıştır. Tekrar eden notalar ile drama yaratma tekniğini daha sonradan Paganini, Liszt, Rachmaninoff gibi çoğu besteci kullanacaktır. Ayrıca bakıldığı zaman Beethoven klasik müzikte yarattığı fırtınaların arasında kaybolmamıştır. Sonat türleri içinde verdiği dev yenilikteki eserler sonrası yazdığı Do Minör, Senfoni No.5 ” Kader ” ya da La Majör, Senfoni No.7 veyahut Re Minör, Senfoni ” Koral ” ile işleri daha da aştırmıştır. Bu artık yenilik değil bir devrimdir! Onca drama ve gerginlik onca kural ihlali… Hiçbiri Beethoven’ı durduramadı ve hayatı boyunca klasik müziğe bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde bir etki bıraktı Beethoven. Bu arada ufak not biliyorsunuz ki Mozart ve Beethoven aynı yerde Viyana’da ölüyor. Bu sırada ikilinin buluştuğu ve Beethoven’ın Mozart’tan ders aldığı yazsa da yüzlerce saat Joseph Haydn ile çalışmış Beethoven için bu durum böyle durmuyor. Evet Beethoven ile Mozart’ın buluşmuş olma olasılıkları vardır ve bu bilgi doğru olabilir ama Beethoven aile bireylerinden birisinin hastalığı üzerine hemen geri dönmek zorunda kalmıştır ve ders aldıysa dahi bu zaman dilimi çok ama çok kısa olmuştur. Sonrasında da Mozart 35 yaşında ölmüştür. Beethoven’ın derimciliğine Brahms’ın şu sözüyle nokta koyalım. ” Asla bir senfoni yazamayacağım. Siz senfoni yazmaya çalışırken bir devin ayak seslerini duymanın ne demek olduğunu bilmiyorsunuz. ” 

Beethoven’ın duyma kaybı yaşadığı tamamen doğrudur. Beethoven hayatının sonlarına doğru tam sağır olmasa da yüzde doksan altı gibi bir oranda duyma kaybı yaşamıştır. Bu konuda Beethoven çaresizce doktorlara gitmiş fakat bir çare bulamamıştır. En sonunda metal levhalarla kulağına bir nevi kulaklık yapmıştır. Bu sayede biraz daha iyi duysa da sonlara doğru bu da fayda vermemeye başlamıştır. Bu sebeptendir ki Beethoven komşularıyla çok sorunlar yaşamıştır. Hayatı boyunca da 80 üzeri ev değiştirmiştir. Bu sebeple de Tanrı’ya isyan etmiş ve ” Duyunun en fazla bende bulunması gerekirken neden bunu benden alıyorsun ey Tanrım!? ” demiştir. Sonrasında neredeyse tamamen sağırken yazdığı 9. Senfoni’de asla isyana başvurmamış ve tamamen kardeşlik ve insanlık konularını işlemiştir Beethoven. Bu da hem Koral Senfoni türünün başlangıcıdır hem de Beethoven’ın içinde bulunduğu durumla ilgili bir ironidir.

Ayrıca ufak da olsa Beethoven’ın özel hayatına değinelim. Ölümsüz Sevgili’si hariç Beethoven aynı Franz Liszt gibi kadınlara düşkündü ve kadınları severdi. Çokça gönlünü çeşitli kadınlara kaptırmış hatta bu sebeple ağabeyi Johann ile bazı tartışmalara bile girmiştir. ( Ünlü Therese olayı. ) Beethoven’ın Ölümsüz Sevgilisi’nin kim olduğu hala bilinmiyor. Rivayete göre Beethoven bu konu hakkında yazdığı tüm mektupları yaktı ve çöpe attı. Bu sebeplerden ötürü de Beethoven hayatı boyunca çeşitli acılar çekti. 

Bunları size niye anlattım az çok tahmin edebilirsiniz. Bunların sebebi birazdan anlatacağım olayla ilgili Beethoven’ın karakter kişiliğini size anlatmak ve bir nebze de olsa onu anlamanızı sağlamaktı. İşte bu sebeplerdendir Beethoven çok büyük acılar çekmiştir ve hayatında hep aksi ve huysuz birisi olmuştur. ( Çoğunlukla. ) 

İNTİHARDAN DÖNEN BİR DELİKANLI: KARL van BEETHOVEN.

Beethoven Karl’ın annesiyle Karl’ın kimde kalması gerektiği konusunda çok tartışıyorlardı. Özellikle ağabeyi Johann öldükten sonra vasiyet kardeşi Ludwig’e kalmış fakat annesı bu duruma karşı çıkmıştır. İşi aralarında halledemeyen ikili en sonunda olayı mahkemeye taşımış ve işi orada çözmek istemişlerdir. Mahkeme zaman zaman çocuğu Beethoven’a vermiştir ve annesinin sadece ziyaret hakkı vardır. Beethoven sonuçtan oldukça ama oldukça mutludur aynı şekilde Karl da. Şimdilik tek mutsuz taraf annedir. Fakat sonrasında Karl bu karardan bin pişman olacak ve doğduğu güne adeta tövbe edecektir. Beethoven yeğeni Karl’ın her zaman için iyi bir piyanist olmasını istemiştir. Bu sebeple Karl’ı yavaştan çocuk yaşta çalıştırmaya başlamıştır. Onun için egzersizler yazmış ve Karl’ın piyano öğrenmesi için ona her türlü imkanı sağlamaya çalışmıştır. Tek sorun Karl büyük bir samimiyet ve tutkuyla asker olmak istemektedir. Müzik kulağı zaten olmayan bu çocuk bir de baskıyla müzik eğitimi gördüğünden içinde oluşmaya başlayan bu sinir bozukluğu yavaş yavaş öfkeye ondan sonra da kine hatta düşmanlığa dönüşmüştür. Beethoven da her ne kadar farkında olsa da Karl’ın iyi bir kulağa sahip olduğuna inanıyor, en azından inanmak istiyor, ve onun başarılı olduğunu ona her fırsatta söyleyerek onu motive ediyordu. Ancak olan o ki Beethoven da bu durumdan sıkılmış olmalı ki artık bu baskı ve tatlı çalıştırma çabaları şiddetle olmaya başlamıştı. Aynı babasından nasıl gördüyse bu tekniği Karl’a uyguluyor ve çocuğu bildiğimiz bir kin makinesine dönüştürüyordu. Artık olan o ki Karl evden ve çalışmalardan kaçıyor, Beethoven’dan para araklıyor ve asker olmanın yollarını arıyordu. Beethoven Karl’ın yaptığı bu şeyleri görünce daha da sinirleniyor ve daha fazla şiddet uyguluyor Karl da 2 misli yapılan saldırıya 2 misli ile karşılık veriyor ve bu bir döngüye dönüşüyordu. Anne yeniden ” Beethoven’ın akıl sağlığının olmadığı ” iddiasıyla bir dava açmış ve bu sefer kazanmıştır ama Beethoven da boş durmamış ve Karl’ı geri almak için her şeyi yapmıştır. Sabreden derviş muradına ermiş hesabı Beethoven Karl’ı geri almıştır o anki statüsünden dolayı. Yoksa Karl da gitmek istemiyordu. Bu döngüler devam etmiş ve Karl artık bir gün şarapnel tabancayı alarak bir uçurumun kenarında kafasına nişan alarak tetiği çekmiştir. Şarapnel sekmiş ve yanlış açıyla nişan aldığından Karl’ın kafasını sıyırmıştır. Hemen hastaneye kaldırılan genç delikanlıyı ziyarete gelen yaşlı Beethoven Karl’ı o halde görünce ondan af dilemiş ve yaptığı hatanın büyüklüğünü anlayarak kendisinden nefret etmiş ve Karl ile  Tanrı önünde utanmıştır. Karl Beethoven’ı asla affetmemiş ve yüzüne karşı ‘ Senden nefret ediyorum. ‘ demiştir. Sonrasında Karl asla bir müzisyen olmamıştır. Yaşlı Beethoven ise kalbine aldığı darbeler sonucu daha genç sayılabilecek bir yaşta 56 yaşında bu hayattan kopmuştur.

Ya da bir başka deyimle sadece nefes almaya ve bestelemeye son vermiştir. Yazdığı yapıtlar her zamankinden daha güçlü olarak hissedilip icra edilmektedir…

5 1 vote
Yazıyı Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments