Bir Piyano Aşığı

Çoğumuzun sadece soyadıyla tanıdığı romantik döneme imzasını atmış Chopin’in yaşam öyküsünü anlatmak istiyorum. Tam ve de pek bilinmeyen adıyla Fryderyk Franciszek Chopin’i seçmemin birçok nedeni var. 39 yıllık hastalıklarla dolu ömrüne sığdırdığı eserleriyle piyano repertuarına kazandırdığı yeni soluk, bir piyanist olarak beni derinden etkiledi. Adeta piyanonun kendi sesini keşfeden bestecidir. O; kısacık ömründe yaşadığı acılarını, aşklarını, hislerini  sözcüklerle değil müziğiyle ifade etmiştir. Onun acıları evrenseldir, eserlerinde kendimizden parçalar buluruz.

Chopin’in doğum günü -kendisine ve ailesine göre- 1 Mart 1810’dur fakat vaftiz belgesinde ise 22 Şubat yazmaktadır. Doğum tarihi konusunda tam bir netlik yoktur fakat doğum yerinin Polonya’nın bir şehri olan Żelazowa Wola olduğu kesindir. Çoğu dahi gibi onun da yeteneği daha küçük yaşlarda kendini belli eder. İlk piyano derslerini annesinden aldıktan sonra 6 yaşında Wojciech Zywny’in öğrencisi olur ve 8 yaşından itibaren konserler vermeye başlar. 1826 – 1829 yıllarında Varşova konservatuarında sıkı bir eğitim görüp Elsner ile çalıştığı yıllarda ilk meşhur eserlerini vermeye başlar. “Do Minör Sonat” , (bu daha sonra yazdığı iki sonatından görece daha az mükemmel olduğundan pek seslendirilip kaydedilmez) “Krakowiak”, (nadir orkestralı eserlerinden), “1. Piyano Konçertosu” (dünyada hâlen en çok çalınan konçertolardandır) o zamanlarda yazdığı eserleridir. 

Chopin, 19 yaşında ilk aşkı Gladkowska ile tanışır fakat bu aşk pek de uzun sürmez çünkü Polonya’da yaşanan siyasi kargaşalar sebebiyle Chopin’e, Varşova’yı terk etmesi konusunda ısrar edilir. Gitmeden evvel vatansever bir kişilik olan Chopin’e bir kutu içinde yurt toprağı hediye ederler. Chopin yurdundan, arkadaşlarından, ailesinden özetle şu ana kadarki hayatına ait biriktirdiği tüm anılardan vazgeçerek Polonya’dan ayrılır. Önce Dresden ardından Prag ve Viyana’dan sonra hayatının geri kalanının çoğunu geçireceği Paris’e 1831 yılında gelir. Öte yandan Ruslar’ın Varşova’yı ele geçirdiği haberini alır. Buna çok üzülen Chopin her piyanistin mutlaka çaldığı, teknik gelişim açısından çok önemli bir yer tutan “İhtilal Etüdü”nü yazar. Chopin bu arada Maria Wodzińska ile tanışır. Ona aşık olur ve nişanlanırlar. Fakat kızın babası, Chopin’in ciddi sağlık sorunları nedeniyle evlenmelerine razı olmaz. Nişanlılık dönemi 2 yıl sürer. Bu süreçte ise Chopin valsler, liedler (şarkı), ninniler ve de en meşhur eserlerinden biri olan “Cenaze Marşı”nı (bu aslında 2. sonatının 3. bölümüdür fakat  genelde “Cenaze Marşı” olarak bilinmektedir) besteler. 

1838-1846 yılları Chopin’in birçok eserini bestelediği dönemdir. Polonezleri (Polonya halk şarkıları), prelüdleri, mazurkaları, balladları, fantazileri, scherzoları  birbiri ardına bu yıllarda bestelenmiştir. Yine bu yıllarda ünlü Fransız yazar George Sand ile tanışır. George Sand aslen kadındır ve gerçek ismi Aurore Dudevant’tır lakin dönemin şartlarında kitaplarını daha rahat yayınlayabilmek için bir erkek mahlasını kullanmıştır. Birbirlerine aşık olurlar fakat Sand de Chopin de o sırada başkalarıyla beraberdir. Kısa süre içinde aşkları gizlenemez bir boyut kazanır ve beraber Nohant’da dostlarına ait bir şatoya yerleşirler. Orada 7 yıl yaşarlar. Nohant’ta Chopin’in birçok eseri son hâlini alır. 

Chopin’in sağlık durumu gitgide kötüleşir. George Sand ile aralarındaki aşk yerini bir dostluğa bırakır ve bunun sonucunda ayrılırlar. Yaşadığı sağlık problemlerinin ciddiyetine rağmen Chopin asla çalışmayı bırakmaz. 3 mazurkası ve valsine son düzeltmeleri yapar ve “bitirilmiş” en son eseri olan çello sonatını tamamlar. Son piyano konserini 1848’de verir ve ardından o yılda Fransa’da çıkan ihtilal sebebiyle Londra’ya gider. Londra’nın kasvetli havasına dayanamayan Chopin Paris’e geri döner. Artık iyice zayıflar, yeni yazdığı eserleri beğenmemeye onları çöpe atıp yakmaya başlar. 

17 Ekim 1849’da hayata veda eder. Vasiyeti üzerine cenazesinde  Mozart’ın Requiem’i seslendirilir,  Pere-Lachaise mezarlığına hayranı olduğu Bellini’nin yanına gömülür ve kalbi çıkarılarak Varşova’ya gönderilir. Mezarına, Polonya’dan ayrılırken hediye edilen vatan toprağı dökülür. Chopin hayatı boyunca beş altı eseri hariç hepsini piyanoya yazar işte bu yüzden “piyano dilinde konuşan bestekâr” yahut “piyanonun kendi sesini bulan bestekâr” olarak anılır.

Sarp Egemen

Kaynakça:

  • chopin.nifc.pl/en/chopin/etap-zycia/1_fryderyk-franciszek-chopin  (Uluslararası Chopin Enstitüsü)
  • www.britannica.com/biography/Frederic-Chopin
  • www.biography.com/musician/frederic-chopin
5 1 vote
Yazıyı Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments