Chopin’in Cehennem Tatili

Frédéric Chopin’in hayatındaki en büyük dönüm noktalarından birisi, bir daha hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağı o olay:  Cehennem Tatili. Bu tatilin ne olduğunu, neden olduğunu ve tatilde neler yaşandığını tek tek ayrıntılı şekilde anlatacağım fakat öncelikle her zaman olduğu gibi bu yazıyı neden yazıyorum onu anlatarak işe başlayalım. Aslında Frederic Chopin’in hayatı birçok şanssızlık ve trajik olayla kaplı. 39 yıl yaşayan bir insana göre çok derin ve ağır duygular hisseden bu insanın nasıl bir düşünce yapısıyla eserlerini yazdığını anlamak hiç kolay değildir. Milyonlarca farklı yorum, milyonlarca teori ve düşünce, Chopin’in müziğinin başladığı ilk andan itibaren oluşmaya başlamıştı bile. Hatta günümüzde, dünyada da tek olan, Uluslararası Frederic Chopin Piyano Yarışması adlı bir yarışma mevcut. Bu yarışma,, bir devletin düzenlediği dünyadaki ilk ve tek müzik yarışmasıdır. Her 4 senede bir ( Pandemi dolayısıyla 2020’de yapılması planlanan yarışma yapılamadı. ) yapılan yarışmada dünyanın her bir yerinden onlarca farklı piyanist sadece Chopin’in müziğini icra etmektedir. ( Final zamanlarında farklı besteciler de çalınıyor mesela Dimitri Shiskin Liszt’in Mephisto Vals’ini çalmıştı. ) Bu denli derin ve anlamlı yaşayan bir besteciyi anlamak sadece piyanoda doğru tuşları bulup kuvvet uygulamaktan ibaret değildir. Benim hep savunduğum bir şey vardır o da bir besteciyi anlamak 3 yerden geçer: Kendisini ve eseri tanımak, notasyona ve eserin yazılış sebeplerini amaçlarını iyi anlamak ve bol bol dinlemek. Bu üçünden birisi eksik olsa dahi bana göre bir şeyler eksik kalıyor icrada. Çünkü daha kendisi anlayamamışken dinleyiciye aktarması bir piyanist için imkansızdır. Bu sebeplerden ötürü Chopin için önemli olan dönüm noktalarını anlamak bizim Chopin’i anlamamızda ve onun müziğini daha iyi icra etmemiz konusunda önem arz eder. Kısaca yazıyı yazma sebebim, müzisyen ya da müzisyen olmayan, ki hiç farketmez, okuyucularımın Chopin’i biraz daha iyi anlamasını sağlamak ve onun müziğiyle kurduğu bağı güçlendirmektir. Özet olarak yazımda bulunacak bölümlerden de bahsedeyim ve konumuza giriş yapalım. Öncelikle kısaca Frederic Chopin’i tanımalıyız. Sonradan George Sand ile olan ilişkisine girmeliyiz. Ardından da Mallorca ( Cehennem ) tatiline giriş yapıp o konudan sonra da yazıyı bitirmeliyiz. Planlarım bu şekilde, size çok katkısının olacağını düşündüğüm bir yazı olacak. İsterseniz daha fazla vakit kaybetmeden hemen başlayalım konumuza.

ROMANTİZMİN TERCÜMANI – FREDERİC CHOPİN:

Frederic François Chopin ( İsmi Fransızca ve Lehçe olmak üzere iki farklı şekilde okunur. ) 1 Mart (?) 1810 yılında dünyaya gelmiş, romantizmin müzikteki en büyük liderlerinden birisi olan ve piyanoyu baştan yaratan Polonyalı bir bestecidir. Aslında bakacak olursak doğum tarihi konusu başlı başına sıkıntı çünkü babası Nicolas Chopin, küçük Frederic’in doğum tarihini hatırlayamamıştı. Perşembe olduğunu biliyordu ama vaftizinden 2 hafta önceki perşemnbe mi yoksa 3 hafta önceki perşembe mii bilmiyordu. Ayrıca 22 Şubat ve 1 Mart tarihleri arasında kalması ve iki tarihin de perşembe olması bilmemizi imkansız hale getirmiştir. Bu yüzden Chopin’in doğum tarihi tam olarak 11 Mart diyemiyoruz ama yine de 22 Şubat’tan daha yüksek bir ihtimal olarak düşünülüyor müzik tarihçileri arasında. Kendisi Polonya yakınlarında olan Zelazowa Wola köyünde dünyaya geldi. ( Şuanda müze ve resital alanıdır. ) Çocukluktan beri müzisyen bir ailenin içinde olan Chopin ilk piyano derslerini ablasından daha sonra da babasından aldı. Babası, dönemin sayılı isimlerine çalışıyordu ve bir müzisyendi. Ablası Ludwika, hayatı boyunca yanında olacağı Chopin için gerçek bir sığınak ve gerçek bir akıl hocasıydı. Ayrıca ek bilgi olarak şunu da vermek istiyorum: Chopin sonradan günümüzde en çok bilinen eserlerinden birisini Ludwika Chopin’e ithaf edecekti. Eseri hepiniz biliyorsunuz. ( Do Diyez Minör, Noktürn Op.Posthume No.20 ) İlk bestesini 7 yaşında yapan Chopin hayatı boyunca piyano üzerine inanılmaz büyük bir repartuar hazırlamış ve piyanoda bildiğimiz çoğu türün gelişmesinde ve popülerleşmesinde yer almıştır. Bu duruma baktığımızda Noktürnler, Mazurkalar, Valsler, Etütler, Polonezler, Sonatlar, Baladlar, Scherzolar, Rondolar gibi birçok türün öncüsü ve geliştiricisi olmuştur. Etütlerde virtüözite kavramını geliştirmiş ve bildiğimiz Konser Etütleri’nin oluşmasını sağlamıştır. Bu alandaki en büyük eserlerinden üçü şunlardır: Do Minör, Etüt Op.10 No.12 ‘ İhtilal ‘ / Mi Minör, Etüt Op.25 No.5 ‘ Yanlış Nota ‘ / La Minör, Etüt Op.25 No.11 ‘ Kış Rüzgarı ‘ bu eserleri ile birlikte ismini duyurmuş ve gittikçe popülerleşen birisi haline gelmiştir. Ne yazık ki hayatı boyunca çok sağlık sorunu ile uğraşmış ve müzik kariyerini ağır ağır ilerletmek zorunda kalmıştır. Hayatı boyunca sadece 30-35 konser vermiştir. ( Ki bu sayı Franz Liszt’in 1 ayda verdiği resital sayısına eşittir. ) Durumun böyle olması bize Chopin’in karanlık ve içe dönük bir yapısı olduğunu rahatlıkla söylemektedir. Halkın önüne çıkmaktan korkan, saf gibi duran bu karakter aslında öfke dolu, intikamcı ve kindar birisidir. İnanılmaz vatansever olması bir yana inanılamz da öfkeli birisidir Chopin. Mektuplarda Ruslara larşı ettiği küfürlerin haddi hesabı yoktur. Hayatımın en büyük pişmanlığı dediği Fransa’ya gitme kararı, kendisiyle vatanı arasındaki bağı büyük bir ölçüde koparmıştır. Yine de asla vazgeçmemiş ve her fırsatta ülkesini ve ailesini desteklemiştir Chopin. Öyle ki kendisini gerçek bir Polonyalı gördüğü için Fransız vatandaşı olmaktan vazgeçmiş ( Ki olsa maddi manevi getirileri olacaktı. ) ve hayatına Fransa’daki bir Polonyalı turist olarak devam etmiştir. Arada sevgilileri olsa da büyük yaralar almış ve hassas kalbi buna çok dayanamamıştı. Sevdiği insanları teker teker kaybetmesi bir yana bağlı olduğu vatanının da Rusların eline düştüğünü görmesi Chopin için bir hayatın sonu demek oluyordu. Kalbi, tamamen küle dönüşmüş, paslanmıştı. Yine de eserler yazmaya devam etti, sürekli üretti ve sürekli romantik dehasını bizlere sundu. Sürekli hasta olsa ve bir yerlere gidemese dahi bir gün George Sand takma lakaplı bir kadınla tanıştı ve onu ilk görüşünde ondan nefret etti. Arkadaşına olan bir mektubunda George Sand hakkında ‘ Şeytanın yüzünü çizmek istiyorsanız onu örnek olarak alabilirsiniz. ‘ yorumlarında bulunmuştu. George Sand da nedendir bilinmez Chopin’in peşini bırakmıyordu. En sonunda istediği oldu ve Chopin George San’a aşık oluverdi. 😀 Böyle anlatınca fazla saçma geliyor ama her gün sizi gözünüze sokan ve size değer veren bir insanı gördüten sonra etkilenmenin doğal olduğu anlaşılabilir. İşin ilginç yanı George Sand çok erkeksi bir kadındı. Erkek kıyafetleri giyer ve sigara içerdi. Kadınsı özellikleri çok gelişmemişti yani Chopin’in tatmin olmasını sağlayacak bir durum ortada yoktu. Şimdi bu bilgiyi niye verdim diye sorarsanız şunu demeye çalışıyorum ki Chopin George Sand’ı cidden seviyordu. O zamanlarda ciddi bir ilişki kaldıramayacak bile olsa onunla olma sebebi tamamen kişilik meselesiydi. Ayrıca ilginçtir ki Chopin de cinsel hayat konusunda çok zayıf bir adamdır. Yani bakıldığı zaman George Sand’ın da isteyeceği bir şey yoktu. Hatta bazı iddialara göre George Sand çeşitli vakitlerde Chopin ile cinsel ilişkiye girmeyi denemiş ama genelde başarısız olmuştur. Chopin’in sağlığı çok bozuk olduğu için aşırı heyecan ve adrenalinden de uzak kalması gerekiyordu o yüzden çok da zorlamıyordu George Sand. Bu arada George Sand evliydi yani eskiden. Chopin ile konuşmaya başladıklarında boşanmış ve 2 çocukla yaşıyordu. Sonradan Chopin bu iki çocuğı kendi çocukları gibi sevecek ama bir baba figürü olmaktan çok bir abi figürü olarak onların hayatında rol edinecekti. Bu ilişkiler önemli çünkü anlatacağım Mallorca tatilinde George Sand ve çocuklarından bahsedeceğim. Kısaca olaylar böyle neyse Chopin’den devam edelim. Chopin’in hayatında yer alan onca büyük olaya rağmen Mallorca tatili sonrası neredeyse ölecek duruma gelmiş ama bir şekilde hayatta kalmayı başarmıştı Chopin. Sonradan George Sand ile de büyük sorunlar yaşamış ve ilişkilerini bitirmişlerdi. Chopin için hayatının çok zor gittiği bu dönemlerde Chopin’in sağlığı iyice gitti ve zavallı bestecimiz 17 Ekim 1849 yılında vefat etmiştir. Şu söz çarpıcıdır: ” Bu benim son ızdırabım. Daha fazla olmayacak. ” bu söz Chopin’in ölmeden önce kaydedilen son sözüdür. Ayrıca Chopin’in hayatında anlatmamız gereken bir nokta daha var ki o da Chopin’in son isteği üzerine. Chopin öldükten sonra kalbinin alınıp Polonya’ya gömülmesini istemiştir. ( Bu arada öldüğünde Paris’teydi. ) Ayrıca yayınlanmamış tüm eserlerinin yakılmasını da talep etmişti. Bu istekleri yerine getirme vazifesi Ludwika Chopin’deydi. Ludwika ilk isteğe uysa da ikinci isteğe uymadı ve Chopin’in özellikle söylemesine rağmen yayınlanmamış tüm eserlerini yayınladı. Bu durum önemlidir çünkü herkesin bildiği ve sevdiği çoğu eser Opus Posthume yani sonradan yayınlanmadır. ( Opus Posthume, besteci öldükten sonra opus numaralarına verilen ad ‘ eser yayınlanmışsa ‘ ) Bu arada Chopin ölmeden çoğu eserini de imha etmiş. Nereden biliyoruz şuradan biliyoruz, Chopin mektuplarında eserlerden bahsediyor ama ortada eser yok. Mesela diyelim ki Do Majör bir Mazurka yazdığından bahsediyor ama ortada o tarihlerde yazılmış Do Majör Mazurka yok. Bu durumda şu kanıya varıyoruz: Chopin ya eserlerini imha etti ya da beğenmedi bıraktı ve öyle imha etti ama kısaca bir imha etme durumu var yani 😀 Neyse, bu klasik müzikte sık rastlanan bir durumdur ve çoğu besteci için öngörülebilir. Hatta bazı besteciler vardır onlarca sonatı ya da ona benzer küçük türler içindeki büyük eserleri yakmıştır. Bu durum üzücü olsa da gerçekler bu yöndedir. Ludwika Chopin’in kalbini cidden alıyor ve Polonya’ya Kutsal Haç Kilisesi’nin oraya bırakıyor. Çok ilginç de bir olay vardır ki bu da şudur, kalp oradayken kilise yıkılacak gibi oluyor fakat vatansever bir Polonyalı kalbi oradan çıkarıp koruyor. Yani cidden büyük mucize ve büyük bir olay çünkü sonradan modern tıpın gelişmesiyle kalp incelenerek Chopin’in ölüm nedeninin tüberküloz ( Verem ) olduğu sonucuna vardık. Chopin’in kalbinin dinlendiği o mermer kitabenin üzerinde Aziz Matta İncilinden şu ifade yer alır: ” Hazineniz neredeyse kalbiniz de orada olacaktır… ”

FRREDERİC CHOPİN’İN GEORGE SAND İLE OLAN İLİŞKİSİ:

Burada bu ilişkiyi çok detaylı anlatmayacağım çünkü gerek yok. İleride Chopin biyografisi de yazmayı düşünüyorum fakat şimdilik biz bu ilişki üzerinden yüzeysel olarak geçelim. George Sand aslında edebiyatçıdır yani birçok eseri vardır ve ilginçtir Hayatımın Hikayesi adlı kitabında çoğu zaman Chopin’in ismini vermeden Chopin’i kötülemiştir ya da onunla ilgili anılarından bahsetmiştir. Chopin’in George Sand ile tanıştığındaki izlenimleri pek iyi değil biliyorsunuz 😀 Kendisi George Sand’dan nefret etmişti ve onunla asla konuşmak istememişti. Bu kovalamacayı başlatan da bitiren de George Sand olacaktı. George Sand’ın ilişkiyi bitirmek için bir sebebi vardı fakat Chopin’i kovalamak için cidden sebebi yoktu. Yani Chopin cılız birisiydi ve George Sand gibi birisinin, erkeksi ve sert, bu kadar zarif ve zayıf birisinden hoşlanması cidden ilginçti. Para amacıyla da değildi çünkü Chopin o zamanlar çok para da kazanmıyordu. Sonradan yayınlayacağı Prelüdler, 24 Etütler albümleriyle rahat edecekti. Tabi o rahatlık sadece maddi açıdan olacaktı. Özellikle Prelüdler albümünü çıkarmak tam bir işkenceydi. İlişkimize dönersek, George Sand en sonunda istediğini elde etti yani Chopin ona cidden aşık oldu. Aslında Chopin’in ilk başta tereddüt etmesi de normal, neden? Çünkü Marie isimli bir kıza aşıktı zamanında fakat bir süre sonra Chopin’in güçsüz ve aile bakamayacak nitelikte bir adam olduğuna karar verilip aile tarafından ilişkileri kesildi. Chopin Marie’den aldığı tüm mektupları toplamıştı ve bir kutuya koyup üzerine şöyle yazmıştı: ” Acılarım ” Bu kadar yıpranmadan sonra doğal olarak istemedi Chopin böyle bir ilişkiyi çünkü yeniden yıpranacak gücü kalmamıştı. Bir de cidden Chopin çok hassas bir insandı, vücuduu çok güçlü değildi. Güneşe çıkarken eldiven takması zorunluydu. Cildi hemen tahrip olabiliyordu yoksa. Onun haricinde mental olarak da sorunluydu çünkü gerek Polonya’nın durumu gerek aile durumu gerek müzik gerek para gerek ilişkiler yani Chopin çok yıpranmıştı anlayacağınız. George Sand ile en son ilişkiye başladılar ve Chopin, George Sand’ın çocuklarına çok güzel bir abi figürü oldu. Çocukları tabi ki hiçbir zaman baba demedi ama ikisi de Frederic’i çok seviyordu. Cinsel etkileşim olarak size dediğim gibi, George Sand yine çok istemiş ama Chopin’in durumu maksimum birkaç fiziksel temastan öteye gidememiş. Bu durum sorun değil gibi dursa da ( Yani sorun tabi de adam hasta olduğu için George Sand da anlayış gösteriyor. ) George Sand içten içe üzülüyordu. En son finalde baya kutuplaşmanın olduğu bir durum yaşandı. George Sand ve bir çocucuğuna karşı Frederic ve diğer çocuk. En sonunda da ayrıldılar. Ayrılma sebeplerini açıklamak yazıyı uzatacaktır. ( fakat bknz. Vikipedi ) Tabi bu durum Chopin’i çok fazla üzdü çünkü onca yaşanmışlık, onca emek ve onca his hepsi bir anda tarihin tozlu sayfaları arasına karışmıştı. Tabi burada Chopin’de de hatalar mevcuttu ve George Sand bir süre sonra kendisine ” Küçük çocuğun hasta bakıcısı ” diyordu. Yani tabi ki sevdiği insana göz kulak olacaktı George Sand ama o da bir insandı ve ilgiye, sevgiye ihtiyaç duyuyordu. Kısaca özetlemek gerekirse Chopin ve George Sand’ın arasındaki ilişki bu kadardı. Tabi bakıldığında çok parlak ve mutlu bittiği söylenemez ama en azından kimse ölmedi ya da zarar görmedi 😀 Cidden işler en sonda çok çirkef bir hal alıyordu. George Sand, Chopin’e karşı inanılmaz iyi kullanıyordu kozlarını hatta o kadar ki çocukları arasında bile birisini Chopin’e düşman etmeyi başarmıştı. Sonradan tüm ilişkisi kesilecekti Chopin ve George Sand’ın ama yine de son olarak çocukları görmek Chopin’i mutlu etmişti. Şimdi gelelim yazımızın asıl konusuna ve George Sand ile Frederic Chopin arasıındaki en büyük anılardan birisine. – belki de en büyüğüne – Mallorca ya da Cehennem Tatili…

CEHENNEM TATİLİ: FREDERİC CHOPİN & GEORGE SAND:

Şimdi bu olayı size anlatmadan önce başka bir şeyden bahsetmeliyim. Bu olay aslında birçok yer ile bağlantılı yani maddi açıdan da bir getiri sağlıyor Chopin’e ve bu maddi getirinin Chopin’i neden çok rahatlattığını anlatmak için çok başa sarmamız gerekir ve durum içinden çıkılamaz bir hal alır. Ayno şekilde böyle düşünürsek maddiyat yanında Chopin’in oraya piyano getirtme olayı var şimdi neden o marka piyanoyu seçti? O piyano oraya nasıl geldi? Gibi detaylar yazımızı hem çok uzatacaktır hem de gereksiz kaçacaktır fakat bu alanda daha da çok bilgi edinnmek isteyecek okuyucularım olduğunu tahmin edebiliyorum. Sizin için güzel bir öneri, Türkiye’de çok iyi olduğunu düşündüğüm bir yazar var. Kendisi, bence, Türkiye’deki en iyi müzik biyografi kitaplarına sahip. Kendisini tanıyorsunuz zaten, Aydın Büke… Onun Chopin: Tuşlara Adanmış Bir Yaşam kitabında bu olaylar çok ama çok daha detaylı şekilde anlatılmaktadır. O kitabı alıp detay merakınızı giderebilirsiniz. Şimdi konumuza devam edelim. Chopin George Sand ile ilişkisi devam ederken Chopin çok büyük bir hastalığa yakalanıyor. Uzun süre yataktan dahi çıkamıyor. Sonradan doktorlar bir tatilin iyi geleceğini söylüyor çifte. Bunun üzerine çift Mallorca Adalarında, Mallorca Tatili’ne çıkıyor. George Sand, 2 çocuğu ve Frederic Chopin… George Sand orada 3 çocuk bakttığından bahsediyor bir yazısında bu arada 😀 Chopin’i sevgilisi olarak görmektense yük olarak görmeye başladığı zamanlar bu zamanlar diyebilirim. Chopin de bu sırada Prelüdler albümü üzerinde uğraşıyordu. Ayrıca çiftin paraya ihtiyacı vardı bu yüzden Chopin, piyano markası Pleyel’den yeni bir piyano talep etti Mallorca Adalarına ki sözünü verdiği 24 Prelüdler albümü bitsin. Bu albüm sonrası Chopin hatrı sayılır miktarda para alacaktı. Tatil ilk başlarda gayet güzel gidiyordu, her şey olması gerektiği gibi ve yerli yerindeydi. Ta ki yağmur yağmaya başlayana kadar. Şimdi size burada ilginç ve korkutucu bir olay anlatacağım. Olay şu, bir gün George Sand Mallorca Adaları yakınından bir davet alır. Davete gitmeye karar verir ve 2 çocuğunu da yanında götürür. Hava aniden bozar ve yağmur yağmaya başlar. Telaşla eve dönen George Chopin’i piyanonun yanında sırılsıklam şekilde bulur, Chopin o sırada Re Bemol Majör, Pağmur Damlası Prelüd’ü eserini çalmaktadır. Sonra dönerek George Sand ve çocuklara ” İşte buradasınız. Sizi buldum ” demiştir sonrda da bayılmıştır. Bu olay üzerine George Sand Chopin’e daha da dikkatli bakmaya başlamıştır. Chopin’in sıkıntıları burada da bitmiyordu, hatta yeni başlıyordu. Prelüdler albümü yetişmedi ve Chopin anında bi mektup yazarak durumu bidlirerek en kısa zamanda albümü yollayacağını ve piyanoyu biraz daha tutup tuatamayacağını öğrenmek istediğini yazmıştı. Chopin’e biraz daha süre tanındı ve en sonunda devasa Prelüder albümü bitti. 24 Prelüd’den oluşan bu set, Bach’ın 48 Prelüd ve Füg’üne gönderme yaparak tüm 24 majör ve minör tonda eserler içeriyordu. En önemlileri bu sette şunlardır: Do Majör, Prelüd Op.28 No.1 / Mi Minör, Prelüd Op.28 No.4 / Re Bemol Majör, Prelüd Op.28 No.15 ‘ Yağmur Damlası Prelüdü ‘ / Re minör, Prelüd Op.28 No.24. Chopin ve küçük ailesi sonunda maddi açıdan rahatlamıştı. Nota yayıncısına Prelüdler gitmiş ve gayet güzel bir gelir elde edilmişti. Chopin’in sağlığı ilk günler iyi olsa da sonradan inanılmaz kötü hale geldi hatta o ki Chopin de George Sand da ölümü bekliyordu. Bir şekilde mucize gerçekleşti ve Chopin’in sağlığı düzeldi. ( Düzeldii derken biraz daha iyi oldu yoksa yine berbat bir kondisyondaydı. ) Bir süre sonra zorunlu bir geri dönüş yapmalılardı fakat ortalık cidden cehennem gibiydi ve sürekli yağmur yağıyordu. Bir şekilde Chopin ve Sand ikilisi oradan çıkmayı başardı ve Chopin tekrar doktora gördündüğünde sağlığında biraz iyileşme olduğu gözlemlendi. Bilinmiyordu ki Chopin’in vücudunda bir tüberküloz gelişiyordu. Çift resmen ayrıldıktan sonra Chopin kendi başına çok dayanamadı açıkçası. Çift 1847 yılında ayrıldı ve Chopin 2 yıl sonra vefat etti. Aslında bakıldığında Chopin hemşiresini kaybetmiş gibiydi. Ayrıca Re Bemol Majör, Prelüd Op.28 No.15 eserini de atmosferden etkilenip George Sand’a ithaf etmişti Chopin. Başarısızlıklar ve üzüntülerle dolu bir aşk hayatı olan bu genç dahinin ne yazık ki çok ömrü olmadı ama yine de piyanoya kazandırdıkları ölümsüzlüğünü hala koruyor. Chopin’in hayatında büyük bir dönüm noktası olan Cehennem Tatili kısaca anlatılırsa bu şekilldeydi denebilir.

EKSTRA AÇIKLAMALR – 1:

Bu yazı sandığımdan biraz daha uzun olsa da yine de olabildiğince yüzeysel bilgiler vermeye çalıştım. Arada atladığımız bir sürü olay olsa da bunları detaylı şekilde ilerideki yazılarımda anlatacağım. Biyografiden ziyade biraz magazinsel olarak Chopin’i ve aşk hayatını, onun hayatındaki önemli olaylardan birisini size anlatmaya çalıştım. Ayrıca yeniden, dediğim gibi size önerdiğim kitapları şiddetle tavsiye ediyorum. Aydın Büke’nin diğer kitaplarını da sırasıyla liste olarak veriyorum:

Aydın Büke – Chopin: Tuşlara Adanmış Bir Yaşam ( Can Yayınevi )
Aydın Büke – Mozart: Bir Yaşam Öyküsü ( Can Yayınevi )
Aydın Büke – Bach: Yaşamı ve Eserleri ( Can Yayınevi )
Aydın Büke – Beethoven: Müziğin Dönüm Noktası ( Can Yayınevi )
Aydın Büke – Romantizmin Işığı Clara ( Can Yayınevi )
Aydın Büke – Müziği Yaratanlar: Barok Döenm ( Epsilon Yayınevi )
Aydın Büke – İki Dahi Üç Opera ( Boyut Yayınevi )

EKSTRA AÇIKLAMALAR – 2:

Size Chopin’in tüm hayatını anlattığım yazımda eser tavsiyelerinde bulunacağım fakat şimdi buraya kadar gelmişken eser önerilerinden kaçınmak olmaz diye düşündüm. Diğer yazıya da başka öneriler kalsın! İşte kesinlike dinlemeniz gerektiğini düşündüğüm 10 eser:

  1. Frederic Chopin – Si Minör, Piyano Sonatı No.3 Op.58
  2. Frederic Chopin – Si Bemol Minör, Scherzo No.2 Op.31
  3. Frederic Chopin – Fa Minör, Balad No.4 Op.52
  4. Frederic Chopin – Mi Minör, Vals Op.Posthume
  5. Frederic Chopin – Mi Minör, Piyano Konçertosu No.1 Op.11
  6. Frederic Chopin – Sol Minör, Çello Sonatı Op.65
  7. Frederic Chopin – Sol Minör, Piyanolu Üçlü Op.8
  8. Frederic Chopin – Do Minör, Polonez Op.40 No.2
  9. Frederic Chopin – La Minör, Mazurka Op.17 No.4
  10. Frederic Chopin – Do Minör, Rondo Op.1
0 0 votes
Yazıyı Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments