Senfoniciliğin Kökten Değişimi: Eroica

Bugün sizlere meşhur Alman besteci Ludwig van Beethoven’ın 3 numaralı mi bemol majör tonundaki Eroica senfonisinden bahsedeceğim. Bu senfoniyi seçmemin en temel nedeni, bu senfoninin klasik müzik dünyasında yarattığı büyük değişikliktir. Senfoni besteciliğini kökünden değiştirmiş bir eserdir. Beethoven, bu senfoni ile bestecilik kariyerinin “orta bölümüne” girmiş sayılır, bu yüzden oldukça önemli bir başyapıttır.

Senfoninin Ortaya Çıkış Süreci:

Beethoven, 2 Numaralı Re Majör Senfonisini besteledikten kısa bir süre sonra 3 Numaralı Senfonisini bestelemeye başlamıştı. 1802 tarihinde başlayan süre. 1804’ün başlarında son buldu. Bu yıllar arasındaki dönem dünya için oldukça kritik bir zamandı, Napolyon Savaşları oldukça ateşli bir şekilde devam etmekteydi. Beethoven, Napolyon Bonaparte’ın ilk başlarda benimsediği demokratik fikirleri büyük bir hayranlıkla karşıladı, Napolyon’un büyük bir takipçisi oldu ve bir süre onu Avrupa monarşilerini yıkıp Avrupa’ya özgürlük getirecek biri olarak gördü. Bu düşünceler, Beethoven’ın yeni senfonisine de etki etmişti. Bu öyle büyük bir etkiydi ki, Beethoven, senfoninin ismini ilk başta “Bonaparte” olarak belirlemişti. Senfoninin günümüze ulaşan bir kopyasında, üstü çizilmiş, elle yazılmış iki alt başlık bulunur. Birinci başlıkta İtalyanca “Intitolata Bonaparte” yani “Bonapart başlıklı” yazar. İkinci başlıkta ise Almanca “Geschriben auf Bonaparte” yani “Bonapart için yazılmıştır” yazar. Viyana’da bulunan 1804 tarihli bir el yazmasının ön sayfasında yine İtalyanca “Sinfonia Grande Intitulata Bonaparte” yani “Bonaparte için Büyük Senfoni” yazar. Daha Napolyon’un isminin yer aldığı bir sürü el yazısı bu yazmanın içinde mevcuttur.

Beethoven senfonisini neredeyse bitirmişken herkesi şok eden bir şey olur, Napolyon kendini imparator ilan eder! Durum böyle olunca Beethoven’ın içindeki Napolyon sevgisi sönmüş, yerini büyük bir nefret almıştır. Beethoven Napolyon’un kendini imparator ilan ettiğini öğrendiği an, kendi el yazmasının ilk sayfasında bulunan Bonaparte ismini yırtmıştır. Beethoven senfoniyi Napolyon’a adamaktan vazgeçti ve senfonisini adadığı yeni kişi Prens Joseph Franz Maximillian Lobkowitz oldu. Joseph Franz, Bohemya kökenli bir aristokrattı ve Lobkowitz Hanedanına mensup bir isimdi. Müzikle oldukça ilgilenen bir isimdir kendisi, Beethoven’a düzenli olarak maddi yardımlarda bulunmuş ve müziğini yayınlaması için destek olmuştur. Bundan dolayı Beethoven, senfonisini Joseph Franz’a adamayı tercih etmiştir. Senfoninin ilk baskısının alt başlığında “Kahraman Senfonisi, Büyük bir Adamın Anısına” ibaresine yer verilmiştir. “Kahraman Senfonisi” İtalyanca’da “Sinfonia Eroica” anlamına gelir, senfoni Eroica ismini buradan almıştır. Senfoninin ilk provaları, Joseph Franz’ın Viyana’da ki sarayında gizli bir şekilde yapılmıştır. Beethoven’ın yeni senfonisi için talepleri alışılmışın biraz dışına çıkıyordu ancak Franz Joseph bu talepleri hiç itiraz etmeden karşıladı ve provalar oldukça iyi bir şekilde yürütüldü. Joseph Franz, senfoninin gizli performanslarının iki tanesinin Bohemya’da gerçekleştirilmesini sağlayarak Bohemya’da bulunan aristokrat sınıfa bu senfoniyi tanıtmış oldu.

Beethoven’ın el yazısının olduğu bu sayfada yırtılmış bir kısım görülüyor. Yırtılmış kısımda “Bonaparte” yazmaktadır.

Senfoniciliği Baştan Yaratmak:

Beethoven’ın bu yeni senfonisi büyük bir devrim niteliğindeydi, tabiri caizse Beethoven, klasik dönem senfoniciliğinin kurallarını tamamen reddetmişti. Burada işin teorik kısmına gireceğiz, ben size en basit şekilde anlatmaya çalışacağım. Şuan burada bilmemiz gereken en temel faktör, Klasik dönem senfonilerinin ilk hareketlerinin her daim klasik sonat formunda başlıyor olması. Klasik sonat formunun en temel özellikleri: ekspozisyon, gelişme ve koda dediğimiz kavramlardır.

Ekspozisyon, basit bir şekilde izah etmek gerekirse, bir eserin temel müzikal materyalinin tanıtımı anlamına gelir. Ekspozisyon sayesinde, eserin geri kalanının nasıl olacağını kestirme imkanına sahip oluruz ve eseri dinlerken adapte olmamız daha kolay olur. Ancak bu durum bestecilere belli başlı kısıtlamalar getirmekteydi. Gelişme dediğimiz kısım ise adı üzerinde, edebi bir paragrafın gelişme bölümü gibidir ancak bir paragraftaki kadar uzun olmaz, en azından klasik dönem senfonilerinde, kısa sürer. Gelişme bölümü bitince ekspozisyon aynen tekrarlanır. Daha sonra kısa bir Koda bölümüyle hareket yuvarlanır ve ilk hareket son bulur. Klasik dönem bestecileri bu kuralların dışına çıkmaya çok cesaret edememiştir, ta ki Beethoven’a kadar.

Beethoven büyük bir hamleyle klasik sonat kurallarını yerle bir etti. Beethoven, iki ekspozisyon bölümünün arasındaki gelişme bölümünü normalden çok daha uzun tutmuştur, koda bölümü de normalden daha uzun bir biçimde yazılmıştır, 100’den fazla ölçü söz konusudur. Ancak Beethoven’ın buradaki en radikal hamlesi, iki ekspozisyonu tıpa tıp aynı yazmamasıydı. İkinci ekspozisyon daha farklı bir temada yazılmıştır ve bu tema, açılış perdesi olan Mi-bemol Majör perdesinde değil, Mi Majör perdesinde yazılmıştı.

Eroica senfonisinin açılış kısmı da alışılmışın dışındadır. İki güçlü akorla başlar, bu iki akordan sonraki dört ölçü Mi-bemol majör perdesinde ilerlerken birden bire bu perde ile hiç alakası olmayan Do-diyez ortaya çıkar ve bu aniden gelen Do-diyez yüzünden, müzik ana perdeden uzaklaşmaya başlar ve karmaşıklaşır. Teorik olarak Beethoven bir şekilde bu Do-diyezden kurtulmak zorundadır, Do-diyez ikinci ekspozisyon bitmeden ortadan kalkmazsa hareketin başlangıç perdesi ve bitiş perdesi tutarsız olur. Ayrıca Do-diyezden koda bölümünden kurtulmak melodiye büyük bir zarar verirdi. Beethoven bunun için ikinci ekspozisyonun temasını birinci ekspozisyonla aynı tutmamıştır. İki ekspozisyon aynı şekilde başlar ancak ikinci ekspozisyonda Do-diyez, Do-natural’e düşer ve bu temanın değişimini kaçınılmaz kılar. Bu durum, sonat formunun kurallarına tamamen aykırıdır, klasik sonat formunda iki ekspozisyon tamamen aynı olmak zorundadır.

Birinci hareketin ilk ekspozisyonu viyolonseller tarafından çalınır. 5. Ölçüde bulunan Do-diyez, Mi-bemol Majör tonunda bulunmayan bir sestir.
Birinci hareketin ikinci ekspozisyonu yine viyolenseller tarafından seslendirilir. Görüldüğü üzere Do-diyez, Do-naturel’e düşmüş.

Ayrıca bu senfoninin ilk hareketi, dinleyicinin ritim duygusunu yerle bir eden senkoplarla doludur. Aksak ritimler oldukça yaygındır. Ve hatta bu hareket çok büyük dezonanslar içerir. Dezonans, iki uyumsuz sesin tınlamasıyla oluşur ancak bu dezonanslar müziği güzelleştirebilecek bir şekilde bazı yerlerde kullanılabilir. Beethoven’ın dezonans kullanma sıklığı çok fazlaydı ve bu o dönemin dinleyicisini oldukça rahatsız etmişti.

Eroica senfonisinin ikinci hareketi, kasvetli bir cenaze marşıdır, minör temada açılan bu hareket daha sonra majöre bağlanarak insanın içine bir umut verir. Ancak daha sonra majör tema kendini tekrar minör temaya bırakır. Bu tema, farklı enstümanlarla sanki birbirlerini takip ediyorlarmış gibi tekrarlanır. Böylesine karmaşık müzikal dokuları böylesine kapsamlı bir biçimde örmek o dönem gerçekten de çığır açıcı bir hareketti.

Senfoninin üçüncü hareketi canlı ve hızlı bir “scherzo”dur. En kısa süren hareket budur. Tabi bu scherzo’da kendi içinde bir sürü ani değişim barındırır. Dördüncü harekette işler tekrar değişir. Bu harekette “tema-varyasyon” dediğimiz form mevcuttur, önce ortaya bir tema atılır, daha sonra bu temanın varyasyonları duyulmaya başlar. Ancak Beethoven bu kuralı da görmezden gelmiştir. Temadan önce varyasyon kısmını duyarız. Asıl tema yavaş yavaş oluşur, daha sonra tam olarak duyulmaya başlar. Beethoven’ın buradaki varyasyon anlayışı da oldukça farklıdır. Tek bir melodi üzerinden varyasyon üretmek yerine farklı melodileri üst üste birleştirip parçayı yavaş yavaş ana perdeye götürmüştür Beethoven. Böylece detaylı bir “fugato” yaratmış olur. Beethoven’ın yaptığı bu ağır radikal değişiklikler, klasik dönem senfoniciliğini temelden sarsmıştır. Kalıplaşmış müzikal düşünceler yıkılmaya başlamış, klasik dönem son bulmaya, yerini romantik döneme bırakmaya başlamıştır.

Beethoven’ın 1803 civarından kalma bir portresi.

Prömiyer ve Yorumlar:

Eroica senfonisi 7 Nisan 1805’te Viyana’da ilk kez halka açık bir şekilde seslendirildi. Tabi böylesine radikal bir senfoniyi ilk kez duyan insanlar ilk başta senfoniyi çok hoş karşılamadı. Aynı konserde Anton Eberl’in Mi-bemol Majör Senfonisinin de prömiyeri yapıldı. Eberl’in senfonisi, Beethoven’ın senfonisine göre daha iyi yorumlar almıştı. Prömiyerde bulunan bir dinleyici şöyle bir yorum yapmıştır: “Beethoven’ın bu yeni eseri harika ve cüretkar fikirlere sahip, işlenme biçiminde büyük bir güç var. Ancak eğer Beethoven kendini bu senfonisini daha kısa tutup ve senfoninin bütününe daha fazla netlik getirseydi, senfoni muazzam bir şekilde gelişebilirdi.”. Bu yorum bana göre prömiyerde oluşan düşünceleri en net özetleyen yorumdur. Klasik dönemin kalıplaşmış senfonicilik tarzını apaçık bir şekilde reddeden Beethoven, ilk başta büyük eleştirilere maruz kaldı, ancak daha sonraları bu senfoni büyük bir dehanın büyük bir eseri olarak görülmüştür.

Eroica Senfonisinin Önemi:

Eroica senfonisi öyle bir senfoniydi ki, İstanbul’un Fethi gibi çağ kapatıp yeni bir çağı başlattı desek yalan olmaz. Müzikte klasik döneme son verip, romantik dönemi başlatmıştır. Eroica senfonisi, ilk romantik dönem senfonisi olarak kabul edilir, senfoni kavramını kökünden değiştirdi ve kalıplaşmış senfonicilik zihniyetine son verdi. Bu sayede romantik dönem senfonileri daha renkli bir hal aldı, her besteci kendi dilinde konuşma şansına erişti, kalıplaşmış kuralların ortadan kalkması, bestecilere daha renkli ve kapsamlı senfoniler besteleme olanağı sundu. Düşünsenize, Mozart gibi muazzam bir deha böyle bir döneme denk gelseydi, ortaya neler çıkarabilirdi! Beethoven kendisinden sonra gelen senfoni bestecilerini Eroica senfonisi ile her daim etki altında bırakmıştır ve hala bırakmaktadır.

Hugo Hagen tarafından yapılan 1892 tarihli Beethoven Büstü

Eroica Senfonisi Hakkında Diğer Bilgiler:

BBC Müzik Magazini, 2016 yılında 151 orkestra şefi ile yaptığı bir ankete dayanarak “En İyi 20 Senfoni” isimli bir liste oluşturmuştur. Eroica Senfonisi, listenin en başında yer alarak 151 orkestra şefine göre BBC Müzik Magazini tarafından gelmiş geçmiş en iyi senfoni olarak nitelendirilmiştir. Ünlü orkestra şefi Leonard Bernstein, Eroica Senfonisinin ilk iki hareketinin bütün senfoni literatüründeki en iyi ve en güzel iki hareket olduğunu savunmuştur. Senfoninin ikinci hareketindeki cenaze marşı, bazı tanınmış kişilerin cenazesinde icra edilmiştir. Ünlü Alman besteci Felix Mendelssohn ve Nazi Almanyası’nın en ünlü komutanlarından biri olan Erwin Rommel’in cenazesinde, ABD’nin en ünlü başkanlarından olan Franklin D. Roosevelt ve John F. Kennedy’nin ölümlerine yas tutmak amacı ile icra edilmiştir. Eroica Senfonisinin ikinci hareketi, bu denli dramatik bir marştır.

Kapanış:

Ludwig van Beethoven, 3 Numaralı Mi-bemol Majör “Eroica” Senfonisi ile, dünya müzik tarihini kökünden değiştirmiştir. Romantik dönemin bu senfoni ile başlaması bu senfoninin muazzam derecede önemli olduğunu bize ispatlar niteliktedir. Beethoven bu senfonisindeki radikal hamlelerini son senfonisi olan 9 Numaralı Re Minör Senfonisine kadar sürdürdü. Özellikle 9 Numaralı Senfonisinde koro kullanması, senfoni besteciliğini doruk noktasına ulaştırdı ve klasik döneme külliyen son verdi. Eroica Senfonisi, bütün bu yenilikleri başlatan senfoni oldu. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim, sağlıcakla kalın.

Bağlantılar:

Tavsiye edebileceğim en iyi Eroica Senfonisi performansı:

Hem notaları okuyup hem dinlemek isterseniz:

Kaynakça:

5 1 vote
Yazıyı Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments