Klasik Müzikte Popüler Kültürün Etkileri

Herkese merhaba! Bu haftaki yazımda sizlere popüler kültürün klasik müzikteki yansımalarını örneklerle ve ilginç olaylarla birlikte anlatacağım. Öncelikle belirtmek isterim ki bu yazıyı yazma sebebim popüler kültürü aşağılamak, birazdan anlatacağım türlere uyan müzisyenleri kötülemek asla değildir. Bu yazıyı sadece popüler kültürün klasik müzikteki etkilerini ve besteciler üzerinde bıraktığı izlenimleri sizlere anlatmak amacıyla yazdım. Başka herhangi bir amacım yoktur. Daha fazla vakit kaybetmeden başlayalım.

Popüler Kültür Nedir?

Herhangi bir kavramı algılamak ve üzerine yorum yapabilmek için o kavramın tanımına ihtiyacımız var. Popüler Kültür nedir? Hemen açıklayayım:

Popüler Kültür veya Pop Kültürü, 20. yüzyıldan sonra özellikle toplumsal modernleşme ile toplu kültür olarak yayılan, kavram olarak kültürel gelişmeleri ve günlük uygulamaları kapsamakta, aynı zamanda genel ve tarafsız olarak eski halk kültürü kavramı yerine geçmektedir. Belirli bir dönem için geçerli olan, hızlı üretilen ve hızlı tüketilen kültürel ögelerin bütünüdür. Daha da basitleştirmek gerekirse, popüler kültür modernleşme ile hayatımıza giren ürünlerden bir kısmının çoğunluk tarafından tutulması dolayısıyla o ürünlerin öne çıkmasıdır. Örnek verelim 3 ayrı kategoriden. Dizi tarihine bakarsak Breaking Bad, Sherlock ya da Prison Break gibi yapımları duymayan yoktur. Neredeyse herkesçe sevilir ve övülür çünkü bunlar. Müzikten örnek verelim. Beetohven’ın Ay Işığı Sonatı’nı duymayan ( özellikle 1. bölümünü ) yoktur müzikle ilgilenip de neredeyse. Ya da Chopin’in 20 numaralı Do Diyez Minör Noktürn’ünü… Bir başka alandan örnek verelim. Teknolojiden. Sony ya da Apple’ı hepimiz biliyoruz çünkü bu tür ürünler çoğunluk tarafından kabul ve hoş görmüş ve övüle övüle artık popülerliğini sınırlara doğru ulaştırmıştır. İşte popüler kültür dediğimiz şey budur. Bu iyi bir şey de olabilir kötü de. İyi yönü bana sorarsanız oldukça kaliteli ürünleri bulmamızı sağlıyor. Tamamen öznel konuşacak olursam cidden saydığım 3 dizi de muazzamdı ve saydığım 2 eser de cidden birer başyapıt. Kısaca bunlar popüler kültürün pençesine düşmüş ürünler evet fakat bir yandan iyi bakmak lazım. Bu ürünler cidden kaliteli. ( İstisnalar tabi mevcuttur. Kişiden kişiye göre değişir belki de benim beğenmem bazı insanlara istisnadır. ) Kötü yönü ne olabilir diye düşünürsek de yine nacizane fikirlerim şunlardır: Bence bu popüler kültür bizi bir süreliğine kör ediyor. Evet Beethoven’ın o sonatı harika ama diğer 31 sonat da oldukça iyi ama popüler kültür öyle gözümüze sokmuştur ki o sonatı biz ondan iyisinin olmadığına emin oluruz. Kesin bu en iyisi deriz. Apple için de günümüzde öyle denmiyor mu en iyi telefon diye? ( Klasik müzik de her ne kadar evrensel olsa da bu telefonlar ve magazinleri kadar ülkelerin gündeminde değiller. Ondan bu örneği seçtim. ) Tabi vardır Samsung daha iyi diyen olabilir fakat çoğunluk ve sürü psikolojisi dediğimiz kavram işte tam da burada devreye giriyor. Konunun selameti ve düzeni için müzikten devam etmeyi daha uygun görüyorum. Hem bir nebze daha bilgili olduğum bir alan olduğundan hem de bu konular, psikoloji ve teknoloji, hakkında konuşmanın haddim olmadığını düşündüğümden, bilgi eksikliğimden dolayı, dilerseniz gelin bestecilerin popüler kültürden etkilenmeleri başlıklı yazıyla devam edelim. Popüler Kültür ne demek yeterince her çeşit örnekle anladığımızı düşünüyorum.

Bestecilerin Popüler Kültürden Etkilenmeleri:

3 besteciden örnek vereceğim. İlk bestecimiz büyük Alman besteci Ludwig van Beethoven ikinci bestecimiz büyük Rus devi Sergei Rachmaninoff, üçüncü ve son bestecimiz de büyük Polonyalı besteci Frederic Chopin. Önce Beethoven’ın hikayesini anlatalım.

Beethoven ve 14 Numaralı Sonatı:

Beethoven’ın bestelemiş olduğu 3 bölümden oluşan Ay Işığı Sonatı’nın 1. Bölümü olan Adagio Sostenuto hakkında Beethoven şöyle demiştir bir mektubunda: ” Bu benim en kötü bestem en büyük hayal kırıklığım. Keşke hiçbir zaman bu eseri bestelemiş olmasaydım. ” Bu sözlerin nedeni ne peki? Eser o zamanın klasik müzik dünyasında aşırı meşhurdu aynı şu anda olduğu gibi. ( Şu anda meşhur olmasının sebebi o zamanın popüler kültürünün etkisidir. ) Bu sebeple eseri herkes çalmak istiyordu. Eser o kadar fazla çalındı o kadar fazla Beethoven’a çalınması için talep edildi ki Beethoven bu durumdan sıkıldı. Eser hem çok kolaydı hem de çok popüler. Bu Beethıven’ın canını sıktı ve artık bir süre sonra dayanamaz hale getirdi onu. Kısaca popüler kültür Beethoven’ı kötü etkilemişti. Ayrıca konumuz olmasa da çok kısa bir şeyden daha bahsetmek istiyorum:

Beethoven ve Ay Işığı Sonatı:

Beethoven bir gün yolda yürürken kendi eserinin bir evden yankılandığını duyar. Beethoven meraklı şekilde kapıyı çalar. Bir kadın kapıyı açar. Kızının piyano çaldığını ve kendisinin büyük hayranı olduğunu söyler. Beethoven içeri girmek için izin ister. Küçük kız ile konuşurlar ve kız şöyle der: ” Ben körüm. Daha önce hiç Ay Işığını görmedim. Bana onu betimleyebilir misiniz? ” Bu talep üzerine duygulanan Ludwig hemencecik orada Ay Işığı Sonatı’nı besteler. Şimdi bu hikaye tabi ki uydurma ve doğruluğu yok. Ayrıca Beethoven yaşamı boyunca hiçbir zaman bu eserine ‘ Ay Işığı ‘ ismini de koymadı. ( Çok belli eserlerine isim koymuştur. 3. Senfoni’ye Eroica 8. Sonata da Grande Sonata di Pathetique isimlerini takmıştır. ) Bahsi geçtiği için ufak bir hikaye anlatmanın zararı olmaz diye düşündüm. Daha detaylı bilgi edinmek isterseniz bu yazıyı ziyaret edebilirsiniz. Şimdi sırada Bir diğer besteci var. Büyük Rus devi. Sergei Rachmaninoff ve Do Diyez Minör Prelüd!

Sergei Rachmaninoff ve Do Diyez Minör Prelüd ( Op.3 No.2 ):

Aslında anlatılacak detaylı şeyler yok burada. Neredeyse Beethoven hikayesinin aynısı. Sergei Rachmaninoff Op.3 albümünün ( Çoğu insan Op.3 numaralı eserlerin bir albüme ait olduğunu bilmez sadece Op.3’te Prelüd olduğunu sanarlar. ) 2. parçası olarak bir Prelüd yazma kararı aldı. Oldukça kararlı ve tutkulu bir eser haline dönüşen bu Prelüd zamanla gelişti ve bugünkü halini aldı. Rachmaninoff eseri yayınladıktan sonra, sonradan pişman olacaktı, konserlere çıktı. Tuhaf bir durum vardı ki tüm konserlerinin bis parçası olarak bu Prelüd isteniyordu. Rachmaninoff bir süre sonra durumdan aşırı bunaldı ve bir mektubuna şu cümleyi yazdı. ” Ne diyebilirim? Keşke bestelemeseydim. ” Kısaca popüler kültür Rachmaninoff’u da kötü yönde etkiledi ve onda bir süre mutsuzluğa ve az da olsa depresyona sebep oldu. Eser hala oldukça popülerdir ve binlerce kaydı bulunur eserin. Çoğu konser programında ismi vardır.

Frederic Chopin ve O Meşhur Fantezi Emprömptü:

Şimdi, bu olay farklı. Nasıl farklı diye soruyorsanız durum şöyle ki Chopin daha çok kendi içinde yaşadı birazdan anlatacağım sorunu yani popüler kültürle doğrudan alakası yok ama dolaylı yoldan var. O sebeple yazıma ekleme kararı aldım. Şimdi durum şu ki Chopin bestelediği eserler içerisinden bazı eserlerini sevmezdi. Fantezi Emprömptü ( Hayal Gücü Doğaçlaması ) buna dahil. Bunun sebebinin Chopin uzmanları eserin Ay Işığı Sonatı’nın 3. Bölümü olan Presto Agitato’ya çpk yüksek oranda tekniksel açıdan benzemesidir. Chopin asla tatmin olmamış ve eseri silip yakmayı düşünmüştür. Bunu asla gerçekleştirmemiş ve eseri bırakmıştır. Eser sonradan yayınlanacak ve tüm dünyanın sevdiği o doğaçlamalar arasına katılacaktır. Bu durumun popüler kültürle ilgisi ne? Yani ironik taraf bu eserin de popüler kültürün etkisine girmesi dışında şöyle bir durum var ki Chopin’in bu kadar rahatsız olmasındaki en büyük etkenlerden birisi de Beethoven’ın eserinin o kadar bilindik olması olabilir. Chopin’i rahatsız eden şeylerden birisinin de bu olduğu kanaatindeyim.

Naçizane düşüncem:

Çok kısa keseceğim. Ben her ne kadar popüler kültür düşmanı olmasam da bu durumun dinleyici kalitesini düşürdüğünü düşünüyorum. Herkes Beethoven’dan 9. Senfoni’yi bilir ama 4’ü bilmez 6’yı bilmez. Gerek de duymaz. Herkes Chopin’den 2 ve 20 numaralı noktürnü bilir ama 11 ve 16’yı bilmez. Gerek de duymaz. Aslında popüler kültürün altında saklı daha nice nasıl hazineler var bilmediğimiz…

Son olarak:

L.v.Beethoven – Piano Sonata No.14 in C Sharp Minor ” Moonlight ”
Sergei Rachmaninoff – Prelude in C Sharp Minor, Op.3 No.2
Frederic Chopin – Impromptu in C Sharp Minor, Op.66 ” Fantasie ”

Kısaca popüler kültür iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi siz karar verin. Besteciler de oldukça etkilenmişler zamanında. 3 tanesini size anlattım. Umuyorum yazım sizler için faydalı olmuştur. Size naçizane eserlerin güzel bulduğum kayıtlarını dinletmek isterim. Bir sonraki yazımda görüşünceye kadar müzikle kalmanız dileklerimle…

Bu arada, üç eser de “do diyez minör” tonunda. Sizce de ilginç değil mi? Yorumlarda düşüncelerinizi belirtmeyi unutmayın!

5 1 vote
Yazıyı Puanla
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments