Macar Bir Virtüöz: Franz Liszt

GİRİŞ ve ÖN BİLGİ:

Herkese merhaba yeniden. Bu haftaki yazımızın konusu müzikle ilgilenen çoğu kişinin bildiği büyük Macar besteci, piyanist ve piyano virtüözü Frnaz Liszt! Yazımıza ve Franz Liszt’i tanımaya geçmeden önce size neden Franz Liszt’i konu olarak seçtiğimi anlatayım. Franz Liszt’i diğer piyanist ve bestecilerden ayıran bir sürü yönü var fakat benim için en önemli 3 özelliği var Franz Liszt’in. Birincisi, bu kadar uzun yaşayan bir besteci klasik müzik tarihi içinde çok nadir görünür. 22 Ekim 1811 yılında doğan yıldızımız 31 Temmuz 1886 yılında 74 yaşında ölüyor. Klasik müzik bestecilerinin ömürlerine bakılırsa Mozart 35, Chopin 39, Bach 65, Robert 46 yıl yaşamıştır. Bu sayılara bakınca 74 cidden çok geliyor insana. Tabi o zamanlardaki tıp biliminin durumuna da bakılırsa ortalama yaşamın neden 35-50 arasında olduğu anlaşılabilir. Neyse, bir diğer özelliğimize geçelim. Liszt’i farklı kılan bir diğer özellik bitmez bilmeyen enerjisi ve şöhreti bence. Düşünün, ayda 30 tane resital veriyorsunuz. ( Resital kelimesini Liszt getirmiştir klasik müziğe ) Ayda 30 resitalin ne demek olduğunu size daha iyi anlatabilmek için şöyle bir kıyaslama yapalım. Polonyalı besteci Chopin ‘ hayatı ‘ boyunca 30-35 konser vermiştir. Buradan bakınca Chopin’in 39 yılda yaptığını Liszt’in 1 ayda yaptığını görüyoruz fakat tabi ki Chopin istese çok daha fazla resital verebilirdi. Sadece tercih etmedi diyelim. Yapı olarak utangaç ve çekingen birisinden her gün onlarca kişiye resital vermesini beklemek biraz yanlış olur. Liszt’ten beklenir çünkü çok girişimci, cesur birisidir Liszt. İnsanların önünde çalmaktan asla çekinmez ve onlara müziğini en iyi şekilde göstermeye çalışır. Bu yönden de Liszt aslında diğer bestecilerden ayrılıyor. Bir diğer önemli özelliğe gelelim. Liszt’in müziği. Evet aslında bakılırsa her besteci kendi başına bir dünyadır ve her biri birbirinden farklıdır. ( Yani Scriabin ilk başta yeni Chopin olarak anılmış ama onlar ayrı. Amatörlük zamanlarını ihmal ediyoruz. ) Fakat genel olarak hepsi belirli bir kalıptadır çoğunlukla. İşte Liszt bu kalıbın ( Romantizm ) dışına çıkmayı başarmıştır. Piyanoya ‘ Virtüözite ‘ terimini getirmiştir bu adam ki o güne kadar Chopin de böyle zor eserler besteliyordu örnek vermek gerekirse ama Liszt’in eserleri bir başka zorluktadır. ‘ Kolay ‘ olarak nitelendirebileceğimiz hiçbir eseri yoktur Franz Liszt’in. Hepsi orta zor ve RCT seviyedir. ( Virtüözite ) Bu eserlere birkaç örnek verelim: Transcandental Etüt No.5 ‘ Feux Follets ‘ / İspanyol Rapsodisi / Si Minör, Piyano Sonatı ve daha birçok eser… Ayrıca atonal kavramının da kurucularından birisidir. Çok popüler olmasa da Tonal Olmayan Bagatel eseri atonal kavramını klasik müziğe biraz olsun tanıtmıştır. Sonradan Scriabin, Sorabji gibi bestecilerle bu kavram doruklara ulaşacakır. Liszt kısacası birçok yönden öncü, lider olmuştur klasik müziğe ve piyano repartuarına. Bu 3 özelliği neden anlattım çünkü Liszt’in hayatını anlamak için öncelikle onun farklı birisi olduğunu bilmemiz lazımdır. O bir piyanist ve virtüözden daha fazlası olarak bir lider ve bir yaratıcı görevi görür klasik müzikte. Yazımızın ilerleyen bölümlerinde Liszt’ten nefret eden ve müziğini asla desteklemeyen müzisyenlerin hatta Clara Schumann gibi büyük bestecilerin düşüncelerine de yer vereceğim çünkü bir olay ya da kavram sadece tek yönlü anlatılamaz. Giriş yazısı yeterince uzun oldu fakat yine de Si Minör, Piyano Sonatı demişken ilginç bir anı geldi aklıma sizinle onu paylaşmak istiyorum. Kahramanlarımız Johannes Brahms ve Franz Liszt…

Johannes Brahms gençlik yıllarında büyük Franz Liszt’i görmek istiyor. Ona yazdığı Mi Bemol Minör, Scherzo’yu ( Scherzo İtalyancada ‘ Şaka ‘ anlamına gelir. Chopin bu türü doruğa ulaştırmıştır. ) göstermek istemiştir. Opus 4 numarasını alacak eser sonrasından çok popüler olamamıştır. Brahms, Liszt’i ziyaret eder ve ona eseri gösterir. Liszt sorar: ” Eh genç adam, çalmayacak mısın? ” Brahms insanların olduğu bir yerde bulunduğu için çalmayı reddeder. Liszt bunun üzerine derin bir nefes alır ve şunu der: ” Hm, pekala. O zaman ben çalayım. ” Bunun üzerine nota kağıtlarını Brahms Liszt’e verir. Liszt piyanoya oturur ve ‘ orijinal tempoda ‘ ‘ baştan sona ‘ çalar eseri. Brahms ve yanındaki arkadaşı şok olur. Arkadaşının mektubunda yazana göre olaylar şöyledir: ” Liszt nota kağıtlarını aldı, Brahms sıkıldı ilk başta çünkü Liszt’in çalışmasını duyacaklardı. Liszt bir anda baştan sona eseri çaldı ve biz neye uğradığımızı şaşırdık. Tam anlamıyla ağzı açık bıraktıracak bir andı… ” İşin ilginçliği burada da sona ulaşmıyor. Liszt sonrasında: ” Güzel bir eser yazmışsın. Chopin’in Scherzo’larına benziyor sanki ha? ” der ve Brahms şöyle yanıtlar: ” Chopin? Hiç duymadım ve dinlemedim, o kimdir? ” Bu olayların üzerinden biraz daha zaman geçtikten sonra Liszt, Brahms’a Si Minör, Piyano Sonatı’nı göstermek ister. Liszt eseri çalmaya başlar ama eser Brahms’ın tahmin ettiğinden farklı olarak 1 bölümlüdür. Sadece 1 bölüm 30 dakika… Brahms sanıyoruz ki o günün yorgunluğu ile Liszt çalarken uyuyakalıyor 😀 Tabi bu durum bir rivayet. Çoğu müzik tarihçisi Liszt gibi birisinin öyle bir eseri çalarken uyumanın imkansız olduğunu savunuyor. Yine de yeterince ilginç, değil mi?

LİSZT’İN HAYATINA GİRİŞ – ÇOCUKLUK ve GENÇLİK:

Franz Liszt’in hayatına ufaktan giriş yapalım. Kendisi 22 Kasım 181 yılında Anna Liszt ve Adam Liszt’in oğlu olarak Doborjan köyünde, Macaristan’da doğdu. Babası Adam Liszt piyano, keman, çello ve gitar çalıyordu. Prens II. Nikolaus’un hizmetindeydi ve Haydn, Hummel, Beethoven gibi devleri çok yakından kişisel olarak tanıyordu. 6 yaşında Liszt, babasının piyano çalışını dikkatlice dinlemeye başladı. 7 yaşında Adam, Liszt’e piyanoyu öğretmeye başladı. 8 yaşında ilk beste çalışmalarına başlayan Liszt, o yaşlarda konserlere katılmaya da başlamıştı. Bu konserlerden sonra Liszt’e bir sürü sponsor, maddi destek teklif etti Viyana’da okuması için. Tabi Viyana artık eski Viyana değil fakat hala müziğin kalbiydi. ( Chopin de sonralardan Viyana’nın beklediği gibi çıkmadığını mektuplarına yazacaktı. ) Liszt orada Carl Czerny’den dersler almaya başladı. Kompozisyon derslerini ise Ferdinando Paer ve Antonio Salieri’den alıyordu. Liszt 1 Aralık 1822’de çıktığı konserde inanılmaz bir başarı elde etti, Beethoven ve Schubert ile de tanışma fırsatı yakaldı. Bu sıralarda Liszt’in yazdığı eserlerden birisi de Diabelli’nin Vals’i Üzerine Çeşitlemeler ki 33 Beethoven Çeşitlemesi’ne de benzer. ( Yazımızın devamında Liszt’in ne kadar muhteşem bir aranjör olduğundan da bahsedeceğiz. ) Bu eserlerlden sonra Liszt, ” Çocuk Besteci ” olarak bilinmeye başladı. 1827 yılında ( Liszt 16 yaşında. ) babasının kaybı üzerine Liszt Paris’e taşınıyor 5 yıl için. Annesi ile birlikte ufak bir apartmanda yaşayan Liszt turnelere çıkmaktan vazgeçip parasını bazen sabahtan geceye kadar süren özel derslerden karşılıyordu. Öğrencilerine ulaşmak için şehrin dört bir yanına gidiyordu. Ayrıca bu yüzden Liszt’in sigara içme ve alkol kullanma gibi alışkanlıkları da yavaş yavaş hiç bitmeyecek bir şekilde başlıyordu. Takiip eden yılda Liszt, öğrencilerinden birisi olan Caroline de Saint-Cricq’e aşık oldu. Karşılıklı hisseden Caroline ve Liszt’in önünde kızın babası 10. Charles’ın ticaret bakanı Pierre de Saint-Cricq vardı. Pierre, ilişkinin kesilmesinde ( nedense ) ısrar etti. Devamında Liszt çok hasta düştü ve bu olay hemen Paris gazetesinde çıktı. Liszt uzun bir süre derin ve karamsar bir pişmanlıkla dini düşündü. Annesinin engel olmasından önce Liszt, kiliseye katılmak bile istedi. ( Yazının diğer kısımlarında Liszt’in dine düşkünlüğü ve rahip olma yolundaki ‘ Evet Liszt bir rahiptir ‘ adımlarını da anlatacağız. ) Annesi bu duruma engel olsa da Liszt ilerleyen yıllarda bu tutkusunu sürdürecektir. ( Bu arada Liszt rahip ve piyanist olmanın yanında bir aranjör, organist, öğretmen, şef, virtüözdü. ) Liszt hayatının bu dönemlerinde birçok yazarla da tanışma fırsatı buldu. Bu yazarlar içinde Victor Hugo, Alphonse de Lamartine ve Heinrich Heine gibi isimler vardı. ( Liszt Romantik Dönem’de önemli bir besteciyken Victor Hugo da edebiyatın romantizminde çok etkilidir. ) Ayrıca ilginçtir ki hayatının yine bu dönemlerinde neredeyse hiçbir şey bestelemedi Liszt. 1830 yılında olan Temmuz Devrimi ona ” 3 Şanslı Gün ”ün olaylarına dayanan bir Devrimsel Senfoni yazması için bir ilham verdi. Liszt kendisini çevreleyen olaylara daha da ilgi gösterdi. 4 Aralık 1830 yılında Fantastik Senfoni’nin galasından bir gün önce Hector Berlioz ile tanıştı. Liszt için Berlioz’un müizği çok önemli bir yere sahiptir ve ayrıca Liszt’in sonrasında kabaca ” Şeytani Müzik ” olarak anılacak müziğinin temellerini Berlioz’dan aldığı söylenir. Liszt’in erken yaşamı ve çocukluğu aşağı yukarı bu önemli olaylara dayanır. Bir sonraki paragrafta Liszt’in hayatını etkileyen onca unsurun yanında onun orta yaşamına da değineceğiz. En son olarak da son yıllarından bahsedip yazımızı sonlandıracağız. Şimdiki konumuz Liszt’in orta yaşamında çok önemli bir yere sahip olan ( Liszt yaklaşık 21 yaşında ) Paganini! Liszt ve Paganini ikilisini hepiniz duymuşsunuzdur. Paganini kemanistler için neyse Liszt de piyanistleriçin odur. İkisinin kuvvetli bağını daha da detaylı şekilde bir sonraki paragraftan bulabilirsiniz.

Paganini’den bahsetmeden önce ve Liszt için önemini anlatmadan önce Paganini’yi çok kısa da olsa tanıyalım. Niccolo Paganini İtalyan bir kemanist ve keman virtüözüdür. 58 yıl yaşayan büyük müzisyen, keman tekniğini bambaşka bir noktaya taşımış ve kemanda virtüözite kavramının lideri olmuştur. En çok bilinen eserleri özellikle de final eseri ile Opus 1 24 Kapris’tir. Bu eserler birrçok müzisyene ilham kaynağı olmuş ve birçok çeşitlemenin, rapsodinin, etüdün gelişmesine zemin hazırlamıştır. Ayrıca çok ilginçtir ki ‘ Ruhunu Şeytana Satmış Kemanist ‘ olarak da bilinir. Bunun sebebi o zamanki insanların kemanın asla o kadar iyi çalınabileceğini düşünmemeleridir. Ayrıca el parmaklarının arasında perdeler olduğunu fakat sonradan yok olduğunu bu yüzden elinin o kadar geniş açılabildiğini savunanlar bile vardır. Paganini’ye çok detaylı girmiyoruz fakat size önerdiğim ve dinlemeniz gerektiğini düşündüğüm 3 eserini söylemeden de geçemeyeceğim.

1-) Si Minör, Keman Konçertosu Op.7 No.2 III. Bölüm, Rondo ( La Campanella )
2-) La Minör, Keman İçin Kapris Op.1 No.24 ( Tema ve Varyasyonlar )
3-) ” Tanrı Kraliçeyi Kurtarsın ” Teması Üzerine Çeşitlemeler

Şimdi asıl konumuza geri dönelim. Liszt’in orta yaşamı ve Paganini ile ilişkisi…

LİSZT’İN PAGANİNİ İLE İLİŞKİSİ:

Aslında Paganini’nin cidden herkes ile bir ilişkisi var. İlginçtir ki Romantik Dönem bestecilerinin çoğu Paganini’den çok etkilenmiştir. Brahms mesela bir sürü çeşitleme yazmış. Rachmaninoff, koskocaman bir orkestra ve piyano için rapsodi yazmış. Eh tabi ki Liszt 6 tane etüt yazmış. Onun haricinde günümüzde Fazıl Say’ın caz çeşitlemeleri de mevcut bu eser üzerine. Kısaca yerli yabancı herkesi etkisi altına almış Paganini. Peki, Liszt nasıl tanıdı Paganini’yi? 20 Nisan 1832’de bir hayır kurumu konserine katıldıktan sonra Liszt aklına koymuştu: ” PAGANİNİ KEMANDA NE KADAR İYİYSE PİYANODA O KADAR İYİ OLMAYI ” Sigismond Thalberg ve Alexander Dreyschock gibi müzisyenler Liszt’im müziğine 3 el efektli diyorlardı. Oktavların çok yoğun olması bunda etkili tabi. ( Ayrıca o sıralarda Thalberg mi yoksa Liszt mi dünyanın en iyi piyanisti diye bir tartışma dönüyordu. En ses getiren cevap bir yerel gazeteden geldi: Chopin. ) Bu oktav partileri Paganini’nin müziğinde de çokça görülür. Virtüöziteyi göstermenin en başarılı yollarından birisidir. Tabi tek yolu bu da değil, hızlı ton geçişleri, akorlar, 10’lular, arpejler vb. birçok teknik hem piyanoda hem de kemanda çok zorlar müzisyenleri. Konudan çok çıkmadan size bu tekniklerin en fazla kullanıldığı 2 eseri tanıtmak istiyorum. 2 eser de inanılmaz zordur. ( N.Paganini – Mi Majör, Keman İçin Kapris Op.1 No.1 / F.Liszt – Büyük Paganini Etütleri ‘ Mi Majör, Etüt No.4 ‘ ) Şimdi, hazır Paganini ile ilişkilerini anlattıktan sonra size Liszt’in Paganini ile olan ilişkisinde farklı bir pencereye dikkat çekmek istiyorum. Liszt toplam 6 tane Paganini Etüdü yazdı fakat bu etütlerin hepsi ilk haliyle yayınlanmadı. Liszt o zamanın ötesindeydi. Onun bestelediği eserleri kimse çalamıyordu. Bu yüzden Liszt eserleri ‘ sadeleştirdi ‘. Mesela herkesin bildiği Sol Diyez Minör, Etüt No.3 ‘ La Campenella ‘ aslında Liszt’in sadeleştirmiş halidir. İlk yazdığı zamanki halini Spotify ya da YouTube gibi mecralarda bulabilirsiniz. En zor olanı da örneğini vermiş olduğum 4 numaralı etüttü. Etüt ilk başta akorlardan oluşuyordu ve cidden insan fizyolojisi için ‘ imkansız ‘ bir eserdi. Bazı mektuplarda Liszt’in de yavaşlatarak çaldığı bilgisi geçer. Sonradan Liszt bu eserlerin hepsini yeniden yazdı. Yani evet. Bugün dinlediğimiz ve çok zor imkansız dediğim La Campenella aslında sadeleştirilmiştir. Özetlemek gerekirse Liszt ve Paganini’nin o şeytani ilişkisi bu şekildedir. Şimdi daha da fazla zaman kaybetmeden Liszt’in orta hayatına geçelim. Liszt’in en hırslı ve sinirli olduğu zaman bu zamandır. Özellikle, yazımızın ileriki kısmında da detaylıca anlatılacak olan, Liszt’in kavgaları ( Özellikle Robert Schumann ile ) bu dönemlerde olmuştur. Hemen başlayalım:

LİSZT’İN ORTA YAŞAMI VE ÖZEL HAYATI:

Liszt’in orta yaşamına Liszt’in ilişkisi ile başlayalım. Çünkü birçok önemli olayda Liszt ve metresinin önemi var. Liszt, 1833 yılında Marie d’Agoult ile birlikte bir ilişkiye başladı. O sıralarda Marie evliydi ama Liszt’i çok seviyordu. Ayrıca Marie uzun bir süre Liszt’in yanında olacaktır. 1835 yılında ise beklenen oldu ve Marie kocasından ayrıldı ve Liszt ailesine katıldı. Liszt’ten hamile kaldı ve Liszt’in çocuğunu doğurdu 18 Aralık’ta. Liszt yeni kurulan Cenevre Konservatuarında öğretmenlik yaptı ve bir piyano teknik kitabı yazdı. ( Kitap kayıptır. ) Ayrıca Liszt, Paris Revue et Gazettemusicale için denemelere katkılarda bulundu. Bu denemelerde Liszt, sanatçının, toplumun hizmetçisi olmasındansa toplumun saygın bir üyesi olmasının elzem olduğunu savundu. Sonraki 4 yıl boyunca Liszt ve Marie neredeyse sürekli birlikte yaşadılar . Çoğunlukla İtalya ve İsviçre’de. Ara sıra Paris’i de ziyaret ettiler. 9 Mayıs 1839 yılında Liszt’ten bir çocuk daha doğurdu Marie. Daniel doğmuştu fakat Liszt ve Marie arasındaki ilişkiler gerilmeye başlamıştı. Liszt, Marie’ye destek sözü verse de Marie çocuklarla Paris’e dönerken Liszt, Viyana’da 6 konser verdi ve ardından ana vatanına döndü ve Macaristan’ı gezdi. Ayrıca yazımızın konusunun dışına çıkacaktır fakat Frederic Chopin ( 1810 – 1849 ) yazmış olduğu 2 tane 12 Etüt setinin birisini ( Op.10 ) Liszt’e, diğerini ( Op.25 ) Marie’ye ithaf etti. O zamanlarda Chopin ve Liszt çok yakın arkadaşlardı. Hatta rivayetlere göre bir gün Chopin Do Majör Op.10 No.1’i çalarken Liszt odaya girmiş ve notaları merak etmiş. Ardından ilk görüşte full tempoda çalmış. O günün ardından Chopi Liszt’i kıskanıyormuş. Tabi rivayet ve gerçekliği kesin değil ama yine de ekstra bir bilgi olsun diye yazmak istedim. Chopin ve Liszt’in ilişkisi detaylı olarak anlatılmayacaktır yazımızda fakat genelde Chopin ve Liszt birlikte çok zaman geçirdikleri için arada böyle olayları anlatmaya çalışacağım. ( Ayrıca, Liszt de Chopin’e olan saygısını göstermek için Chopin öldükten sonra onun Re Bemol Majör, Noktürn Opus 27 No.2’e benzer yazdığı Re Bemol Majör, Consolation No.3 eserini Chopin’e ithaf etmiştir. Bu eserler, setlerin bir parçası olarak yayınlanmıştır. ) Liszt’in aşk hayatına dönersek Marie ile olan ilişkisinde yüksek oranda başarılı olduğunu görebiliriz. Yine de Liszt de Beethoven gibidir. Kadınları sever. Özellikle geç yaşamında yani yaşlılığında kadınlarla içli dışlı olduğundan bahsedeceeğiz. Tabi ki bu durum cinsel ilişki boyutunda değil fakat öpme ve temas boyutunda değerlendirilebilir. Hatta YouTube’da Liszt’in MasterClass’ına ait olduğu iddia edilen bir videoda da Liszt’in ( O Liszt’se ) kadınlara yakınlaştığını ve onları öptüğünü görebilirsiniz. Şimdi şöyle bir soru sorabilirsiniz ki: Liszt rahip değil miydi? Eh, ironik taraf zaten burada başlıyor. Rahiplik konusunda çok derinlemesine yaşamasa da bu davranışları ile tamamen kendisiyle çelişiyor Liszt. Tabi sonradan müzisyenlerin nasıl ruh hallerinde olduğu göz önüne alındığında Liszt’in bu durumu çok normal gelebilir. Özellikle Robert Schumann ile Alexander Scriabin ile karşılaştırıldığı zaman. Wagner ile de olabilir tabi 😀 Klasik müzik bu alanda çok çeşitlidir. Özetle Liszt’in aşk hayatı orta hayatında bu şekildedir. Konuya aşk ile başlamak birçok olayın da bitmesine sebebiyet verdi çünkü Liszt ve Marie’nin ilişkisi Liszt’i çok uzun süre meşgul etti. Arka arkaya çocuklar da cabası. Bir sonraki paragrafımızda Liszt’in Avrupa Turu’nu anlatacağız. Daha da vakit kaybetmeden hemen neymiş bu Avrupa Turu bir bakalım!

Franz Liszt yaklaşık 8 yıl boyunca 1841 ve 1843 yazlarında çocuklarıyla ve kontesiyle birlikte Ren Nehri üzerindeki Nonnenwerh adasında tatil geçirerek Avrupa’yı gezmeye devam etti. 1844 yılında çift ayrıldı. Size sorunları olduğundan zaten bahsetmiştim. Liszt’in bir konser piyanisti olarak da zirveye ulaşacağı dönem bu ayrılık sonrasında başlamıştır. Liszt’in onuruna bir sürü şey yapıldı ve gittiği her yerde iltifatlarla, övgülerle karşılandı. Herkesin bildiği ve en azından bir kere duymuş olduğu 3 Konser Etütünü de 1845 ve 1849 yılları arasında yazdı. Re Bemol Majör, Etüt No.3 ‘ Un Sospiro ‘ en ünlüleridir. Haftada 3 ya da 4 kez halk karşısında konser verdiği için bu zaman aralığında 1000’den fazla kez göründüğünü söylemek matematiksel olarak yanlış olmaz. Ayrıca Liszt’in emekli olduktan sonra bile devam edecek o bitmek bilmeyen ünü ve şöhreti işte bu zaman aralığında yaptığı onca başarıya bağlıdır. Liszt, hayatının en parlak dönemindeyken yazar Hans Christian Andersen Liszt’i ‘ Siyah saçları yüzünün yanına sarkan genç, ince bir adam ‘ olarak tanımlamıştı. Ayrıca Liszt her ne kadar kadınlarla ilgilense de kadınlar da Liszt ile çok ilgileniyordu. Liszt, çok yakışıklı olarak görülüyordu o zamanlarda. Alman şair Heinricch Heine şöyle yazmıştı: ” Onun sadece fiziksel görünüşü bile ne kadar güçlü ve yıkıcıydı… ” Ayrıca Liszt 1841 yılında Frankfurt am Main’deki Mason locası ‘ Unity ‘ yani ” Zur Einigkeit ”e kabul edildi. İkinci dereceye terfi etti ve Berlin’deki ” Zur Eintracht ” locasının bir üyesi olarak usta seçildi. 1845’ten itibaren de Zürih’teki ‘ Modestia cum Libertate ‘ locasının ve 1870’de Pest’teki ( Budapeşte-Macaristan ) locasının onursal üyesiydi. 1842’den sonra, 19. yüzyıl Alman şairi ve Liszt’in çağdaşı Heinrich Heine tarafından icat edilen ‘ Lisztomania ‘ Avrupa’yı kasırdı kavurdu. Kadınlar bu dönemde Liszt’e mendil, eldiven ya da değerli eşyalarını verebilmek için savaşıyordu adeta. Bu atmosfer Liszt’in inanılmaz virtüözitesi ve piyanist ruhuyla da beslendi. Liszt, 19. yüzyıl müzik dünyasının Tanrıısıydı. 14 Mart 1842’de Liszt, Königsberg Üniversitesi’nden fahri doktora ünvanı aldı. O zamanlar eşi benzeri olmayan ve Alman geleneği açısından özellikle önemli bir unsurdu bu durum. O dönemde Liszt’in rakibi olan Ferdinand Hiller, iddiaya göre üniversite tarafından verilen bu kararı inanılmaz şekilde kıskanıyordu. Son olarak bu itibare ek olarak Liszt’in maddi kaynakları çok fazlaydı ve Liszt bu paranın çoğunu hayır kurumlarına ya da insani amaçlara harcıyordu bilgisini de vermek istiyorum. Evet, kadınlarla içli dışlı olan ama parasını da insani amaçlar üzerine harcayan bir Rahip’ti Liszt. İlginç ama açıkçası müzik tarihi boyunca adını sildirmeyecek bir sürü iş yapmış Liszt. Liszt 40’lı yaşlarının ortalarında o kadar fazla para kazanıyordu ki artık paraya ihtiyacı kalmadı ve tüm parası hayır kurumlarına gitti. ( 1857’deki perfromansları ve sonrası ) Köln Katefrali’nin inşaat fonuna, Dortmund’da bir Gymnasium’un kurulmasına ve Pest’teki Leopold Kilisesi’nin inşaasına cömertçe maddi manevi destek oldu. Ayrıca hastanelere, okullara ve Leipzig Müzisyenler Emekli Sandığı gibi hayır kurumlarına özel bağışlar da yaptı. Liszt, Mayıs 1842’de 3 gün boyunca süren ve devam eden, şehrin çoğunu yok eden Büyük Hamburg Yangını sonrası oradaki binlerce evsiz için konserler verdi. Liszt’in Avrupa serüveni de böyleydi. Yazımızın çok daha uzun olmaması adına Liszt’in Weimar, Roma, Budapeşte gibi yerlerde neler yaptığından yüzeysel olarak bahsedeceğim. Liszt’in son yıllarını da anlatıp onun bazı tekniksel özelliklerine de değinip yazımızı noktalayacağım. Sıradaki konumuz Liszt Roma, Budapeşte ve Weimar’da!

LİSZT WEİMAR – ROMA – BUDAPEŞTE’DE:

1860’lı yıllar Liszt’in hayatı için en üzücü yıllardı. Tabi yaşlanıyordu ve herkesin ömrü onun kadar uzun olamayabiliyordu. Liszt 13 Aralık 1859’da 20 yaşındaki oğlu Daniel’i kaybetti. Aradan çok geçmeden 11 Eylül 1862’de Blandine adlı 26 yaşındaki kızı da öldü. Liszt bu iki inanılmaz büyük kayıptan sonra mektuplarında yalnız bir yaşama çekileceğini açıkladı. Roma’nın dışında Madonna del Rosario Manastrı’nda bulundu. Burada bulunma durumu 20 Haziran 1863’e tekabül ediyordu. Orada küçük bir daire de tuttu kendine. 23 Haziran 1857’de Aziz Francis’in Üçüncü Düzeni’ne katıldı. Bazı durumlarda Liszt’in Roma’daki hayatına müzik de giriyordu. 26 Mart 1863’te Palazzo Altieri’deki bir konserde bir kutsal müzik programını yönetti. Christus-Oratorio’sunun ” Seligkeiten ”i ve ” Cabtico del Sol di Francesco d’Assisi’nin yanı sıra Hady’nın Die Schöpfung’u ve J.S.Bach, Beethoven, Jomelli, Mendelssohn ve Palastrina’nın eserlerini seslendirildi. ” 4 Ocak 1866’da Liszt yine Christus-Oratorio’sunun ” Stabat Mater ”ini ve 26 Şubat 1866’da Dante Senfonisi’ni yönetti. Benzer türden birkaç olay daha oldu ancak Liszt’in Roma’da kaldığı süreye kıyasla bunlar birer istisnaydı. 1866’da Liszt, Franz Joseph ve Bavyeralı Elisabeth için Macar Taç Giyme Törenini besteledi. ( Latince Orijinali’yle: Missa Coronationalis ) Ayin ilk olarak 8 Haziran 1867’de Buda Kalesi’nin yanındaki Matthias Kilisesi’ndeki taç giyme töreninde altı bölüm halinde yapıldı. İlk performanstan sonra Offertory ve iki yıl sonra Kademeli eklendi. Liszt 1869’da piyanoda ustalık dersleri vermek için Weimar’a davet edildi. Hepiniz ne olduğunu biliyorsunuz. MasterClass’lar! İki yıl sonra Budapeşte’de Macar Müzik Akademisi’nde de aynı daveti aldı. işte o zamandan hayatının son anlarına kadar Roma, Wiemar ve Budapeşte arasında ” Vie Trifurquee ” ya da ‘ Üçlü Varoluş ” dediği şeyi sürdürerek düzenli yolculuklar yaptı. Liszt’in hayatının bu döneminde yılda en az 4.000 mil yol kattettiği tahmin ediliyor. ( Yaklaşık 6400 km eder. ) İşte Liszt’in orta hayatı da bu şekildeydi. ( Macar Müzik Akademisi’nin tarihçesi hakkında bilgi, yazının yeterince uzun olmasından dolayı atlanmıştır. Bknz. Vikipedi ) Hayatı boyunca birçok zorlukla karşılaşsa da durmadan çalışan Liszt hayatının sonlarında şanssızlığı ve sağlık sorunlarından dolayı hayata veda edecekti. Sıradaki konumuz – üzücü de olsa – LİSZT’İN SON YILLARI.

LİSZT’İN SON YILLARI:

Liszt’in aslında bir sorunu yoktu yani ölmesi için bir sebep yoktu fakat çok talihsiz bir kaza, diğer tüm her şeyi beraberinde getirdi. Liszt 2 Temmuz 1881’de bir oteldeki merdivenlerden düştü. Arkadaşları ve meslektaşları onun ayağında ve bacağında şişlik olduğunu farketseler de ( olası bir kalp yetmezliği belirtisi ) Liszt hastanedeydi. Dediğim gibi o noktaya kadar sağlığı iyiydi gayet yani sorun yoktu. Gerçi bu kaza sonnrası da çok çok kötü olmadı hala aktif ve formdaydı yani. Fakat zaman ilerledikçe sorun ciddileşti. Tam 8 hafta hareketsiz kaldı ve bir daha ‘ asla ‘ eskisi gibi olmadı. Tabi ki o kadar süre hareketsiz kalırsanız bir sürü hastalık bu durumu izler. Bunların başında şu hastalıklar var: Damlama, astım, uykusuzluk, sol gözde katarakt ve kalp hastalığı. Hepsi Liszt’te görüldü. Son bahsedilen kalp rahatsızlığı Liszt’in ölümüne katkıda bulundu. Bu dönemdeki eserlerinde dile getirdiği ıssızlık, umutsuzluk ve ölümle meşgul olma duyguları giderek daha fazla musallat oldu. Lina Ramann’a söylediği söz bu durumu güzel açıklar: ” Kalbin derin bir üzüntüsünü taşıyorum, bu arada bir sesle patlaması gerekiyor. ”

13 Ocak 1886’da Claude Debussy, Roma’daki Villa Medici’de kalırken, Liszt onunla orada Paul Vidal ve Victor Herbert ile tanıştı. Liszt, Annees de Pelerinage’inden Au bord d’une kaynağını ve müzisyenler için Schubert’in Ave Maria’sının Aranjmanını çaldı. Daha sonraki yıllarda Debussy, Liszt’in pedal çevirmesini ‘ Bir ütr nefes alma gibi ” olarak tanımladı. Debussy ve Vidal, Liszt’in Faust Senfonisi’nin piyano düet düzenlemesini seslendirdi. İddia’ya göre Liszt burada uyuyakaldı. Liszt’in bir ara ” Dünyanın En Büyük Orgcusu ” olarak tanımladığı eski dostu ve besteci olan Camille Saint-Saens, 3 Numaralı ‘ Org Senfonisi ‘ni Liszt’e adadı. Londra’da prömiyerini müdaviminin ölümünden sadece birkaç hafta önce yapmıştı.

Liszt, 31 Temmuz 1886 yılında Almanya’nın Bayreuth kentinde, 74 yaşında resmi olarak, kızı Cosima’nın ev sahipliğinde Bayreuth Festivali’nde kapmış olabileceği zatürree sonucu öldü. Yine ilginç bir soru var ki o da Liszt’in ölümünde tıbbi bir uygulama hatasının olup olmadığı yönünde. 3 Ağustos 1886’da isteğine karşı Bayreuth Belediye Mezarlığı’na defnedildi. Ve evet. Yazımızın sondan bir önceki bölümü de böylece bitti. Son olarak Liszt’le ilgili birkaç kapanış cümlesi de yazıp yazımızı noktalayacağım. Yeterince uzun bir yazı olduğunu düşünüyorum. Son bölüme geçelim isterseniz. FRANZ LİSZT HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER!

!.a ) FRANZ LİSZT HAKKINDA İLGİNÇ BİLGİLER:

Franz Liszt’in tüm hayatını anlattığım bu yazımda size yazı içinde vermeye gerek duymadığım bazı bilgileri vereceğim. Liszt yaşadığı dönemde neredeyse ‘ herkes ‘ tarafından ‘ Gelmiş Geçmiş En İyi ‘ piyanist olarak tanımlanıyordu. Tabi ki ara sıra Thalberg gibi isimler de yarışmaya katılsa da Liszt çoğu insan için gelmiş geçmiş en büyük virtüözdü. Çok görkemli çalardı ve sanki şeytanın kemancısı Paganini gibi o da şeytana hizmet ediyordu. Gelmiş geçmiş en büyük aranjör olarak da bilinir Liszt ayrıca. Schubert’in, Beethoven’ın eserlerini piyanoya uyarlama konusunda özellikle ççok iyidir. Beethoven’ın 9 Senfonisi’ni de piyanoya uyarlamıştır mesela. Paganini’nin kaprislerini, Rossini’nin Üvertürlerini, Schubert’in Bach’ın eserlerini piyanoya katmıştır. Eserler olarak söylemek istedğim son şey de ilk ve son bestesi hakkında. İlginç bir bilgi olduğunu düşünüyorum. Liszt’in ilk eseri 1822 yılında yazdığı Diabelli Varyasyonları olmakla birlikte son yazdığı eser ise belli olmasa da son bir Mephisto Vals üzerine yazma çalışmalarında bulunduğu düşünülüyor. Ayrıca yeni bir başlık olarak değil fakat son ilginç bir olaylar olarak şunları anlatmak istiyorum:

1.b ) LİSZT VE ROBERT SCHUMANN’IN KAVGASI:

Liszt ve Robert bir gün ziyafetteyken konu ölmüş olan Mendelssohn’dan açılır. Mendelssohn’u kardeşi gibi gören Robert için bu konu kırmızı çizgidir. Liszt’in birkaç kötü söz ve aşağılamasından sonra Robert ayağa kalkıp Liszt’in yakasına yapışır ve şöyle söyler: ” Ne hadsiz adamsın sen! Mendelssohn’un tırnağı bile olamaz kimse. KİMSE! ” der ve kapıyı çarpıp gider. Bunun üzerine çok büyük bir sessizlik olur ve Liszt Clara’nın yanına giderek şöyle söyler: ” Bu dünyada bana böyle davranabilecek tek kişi var. O da kocanızdır. Kendisini iyi bilsin. ”

1.c ) LİSZT’İN BAROK DÖNEM NEFRETİ:

Liszt bir gün kutsal müzik konserinde arkadaşı ile dururken arkadaşı gözyaşlarını ve kendini tutamaz ve şöyle söyler: ” Ahhhh! İLAHİ MÜZİK! ” Liszt bunun üzerine şöyle söyler: ” Eh haklısınız siz de. Yapay ve sıkıcı şeyler bunlar. ”

Yazımı, Franz Liszt’i çok iyi özetleyen bir cümleyle bitirmek istiyorum:

” Hayat sadece uzun ve acı bir intihardır ve tek başına inançbu intiharı bir fedakarlığa dönüştürebilir. ”

– Franz Liszt

0 0 votes
Yazıyı Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments