Büyük Bestecilerle İlgili 5 İlginç Bilgi

Herkese merhaba. Bu haftaki yazımın konusu klasik müzik döneminde adından çokça söz ettirmiş beş besteciyle alakalı beş ilginç bilgi. Uzun süredir inceleme yazıları yazmam sebebiyle araya böyle ufak ama ilginç bir yazı koymak istedim. İlginizi çekebileceğini düşünüyorum. Önce birkaç açıklama yapmak isterim size. Bunu bir seri haline getirmeyi düşünüyorum. Bu sebepten dolayı da azar azar ama oldukça ilgi çekici bilgileri yazmak istiyorum. Bu sayı 5 olabilir 3 olabilir 7 olabilir farketmez. Ayrıca besteci skalasını oldukça geniş tutmaya çalışacağım. Barok dönemden başlayıp atonal müziğin doruklarına, Sorabji’ye Reger’e uzanan bir yolculukla sizi bilgilendirmek istiyorum. İlk yazım olduğundan çağdaş dönemin dışına çıkmayacağım. Bu yazımın kahramanları Bach, Mozart, Beethoven, Chopin ve Debussy olacak. İsterseniz kronolojik olarak Bach ile başlayıp devam edelim.

BİRİ KAVGA MI DEDİ?

Alman besteci, klasik müziğin babası Johann Sebastian Bach… Günümüze kadar 2000’e yakın eser yazsa da 1000’e yakın kadarı ulaşmıştır bize. Neredeyse yarısı kantatlardır. Gelelim öykümüBach oldukça sabırlı birisiydi öğrencilerine karşı fakat hayatının ortaları diyebileceğimiz bir yaşta çok büyük bir kavgaya karıştı. Bunun sebebi yönettiği koronun oldukça başına buyruk ve söz dinlemez müzisyenlerden oluşmasıydı. Bach’la aralarında zaten gerilim oldukça fazlaydı ve aradaki o ip artık gerilimi tutmadı. Bach’a müzisyenler sopalar ile giriştiler ve Bach’ı yere yığdılar. Bach çok ciddi bir sağlık sorunu yaşamadan bu saldırıyı atlatsa da birçok yeri kanamıştı. Bazı kaynaklar elinin kırıldığını da söyler. İşte bu sebeptendir ki Bach oldukça hasar görmüş ve tahammülsüz biri haline dönüşmüştür. Sonrasında da otoriteye karşı tahammülsüzlüğünden dolayı hapse atılacaktı. Bu ayrı bir yazının konusu olsa da en önemli eserlerinden olan 48 Prelüd ve Füg’ü bu hapis zamanı 1 ayda temellendirmiştir Johannn Sebastian Bach.

KİM DEMİŞ KÜFÜR YOK!?

Wolfgang Amadeus Mozart’ı herkes tanır, tanımasa bile herkes en az 1 kere duymuştur onun melodilerini. Kendisi Alman asıllı bir bestecidir ve ömrüne 600’e yakın eser sığdırmıştır. İsmi dil ve lehçe değiştire değiştire Wolfgang Amadeus Mozart olarak son halini almıştır. ( Bazen Amadee veya Wolfie takma isimleri kullanılır. Özellikle karısı Wolfie demeyi çok severmiş. Wolf yani ‘ Kurt ‘ anlamına gelen sözcük -ie ekii alınca ‘ Sevmili Kurt ‘ gibi bir anlama bürünüyor. Mozart ile ilgili en ilginç bilgilerden birisi kendisinin oldukça kaba ve başına buyruk birisi olmasıdır. Kraliyet aileleri önünde de küfüre başvurur ve şakaya oldukça argo eklerdi. Bu sebeple de düşündüğümüz o ‘ kibar dahi ‘ kalıbı bozulur. Neden böyle dedim çünkü nedense insanlarda büyük bestecilerin kişiliklerinin de oldukça iyi olduğu yönünde bir düşünce var. Bu yanlıştır. ( Kişiden kişiye değişse de argo, aldatma vb. olaylar çoğu bestecide şaşırtıcı biçimde yaygındır. ) Wolfgang bu duruma çok kızarmış ve sürekli ‘ Neden küfür yasak? Ne demek yasak? ‘ gibi söylemlerle kraliyet ailelerini utandırırmış. Yine de Mozart’ın çok umrunda olduğunu söyleyemeyeceğim.

TANRIYA KARŞI BİR AYAKLANIŞ, BİR İSYAN!

İlginçtir 2 Alman besteci sonrası yine Alman bir besteciyle ilgili bir bilgi vereceğim. 3 büyük B’den birisi olan ( Brahms, Beethoven, Bach ) Beethoven, Alman asıllı bir klasik-romantik dönem bestecisidir. Neden tek bir dönemde ismi yok? Çünkü o tam bir dönüm noktasıydı. Klasik dönemi bitirdi romantik dönemi açtı adeta. Çağ kapatıp çağ açan birisi olarak düşünün. İhtilaller ve yenilikler ile çalkalanan dünyaya Beethoven da en sert zamanlarında gösteriyor kendini. Beethoven hayatının sonlarına yakın iyice sağır olmaya başlıyordu. Bunun sebebi bilinmiyordu ama şaka falan olmalıydı. Gelmiş geçmiş en büyük bestecilerden birisi olan Beethoven’ın duyma yetisi zayıflıyordu! Akıl alır gibi değildi durum. Beethoven da bu durumdan oldukça şikayetçiydi. Denemediği yol kalmadı duymak için. Metal plaklarla kafasına dayanan bir kulaklık bile yaptı ama artık o kadar zayıflamıştı ki duyma yetisi Beethoven kaderine razı oldu fakat tanrıya hiç de razı değildi. Kalemi eline aldığı bir gün oturdu ve oldukça sert bir tonla şu satırları yazdı: ” Neden yüce Tanrım!? Neden herkesten daha da fazla olması gereken şeyi benden alıyorsun? Benden ne istiyorsun!? ” Bu haykırışa yanıt alamamış ve kulağı asla geriye iyileşmemişti. Fakat Beethoven durmadı. Hem de hiç. Sağır kulağıyla ( Bu arada tamamen sağır değildi yani. %97 oranında duyma kayı yaşadığı kesindir tabi. ) bir senfoni besteledi. Bu ama öyle bir senfoni değildi. Haydn ya da Mozart Senfonileri 25-30 dakikadır. Bu senfoni yaklaşık 70 dakikaydı. 1 saat 10 dakikalık müzik! Hem de sağır birisi tarafından yazılmış! İlginçtir ki Beethoven bu snefonide kullandığı sözlerde isyan yerine bir şükür ve istek bildirmiştir. Sözler şöyledir: ” Ey kardeşlerim! Gelin birlik olalım tanrımız bizden bunu ister! ”

PARAMPARÇA OLAN BİR KALP…

Gelelim benim çok sevdiğim ve kelimenin tam anlamıyla takıntılı olduğum besteciye. Polonya asıllı büyük Leh besteci Frederic François Chopin! Ömrünün yarısını Polonya’da ( 19 yıl ) diğer yarısını ( 20 yıl ) Fransa’da geçirdi. Ayrıca evet 39 yaşında Fransa’da öldü. Tam bir milliyetçi tam bir vatanseverdi o. Chopin ile alakalı öykümüz ise onun gençliğine dayanıyor. Daha yeni yeni para kazanmaya başlamış Chopin fakat sorun şurada ki Chopin aşık olmuştur. Hem de varlıklı bir ailenin kızına. İşler kızın Chopin’i reddetmesiyle son bulabilirdi ama yine bir sorun daha vardı. Maria da onu seviyordu. Bunların neresi sorun ne güzel işte diyebilirsiniz fakat sorun şurada ki kızın babası buna izin vermiyordu. Uzun uğraşlar sonucunda babayı ikna ettiler fakat babanın bir şartı vardı. Chopin’in aylık 2000 birim para kazanması gerekiyordu. Bu, imkansızdı. Zor değildi, imkansızdı. Anca 400 kazanan Chopin tüm mal varlığını satsa bile aynı anda 2000 birim parayı göremezdi. Ne kadar çalışılsa da baba ikna olmadı. Chopin çok büyük bir bunalıma girdi. Maria da aynı şekilde. Chopin, Maria ile olan mektuplaşmalarını topladı bir kutuya. Üstünü güzelce kapattı ve fiyonkladı. Üstüne de bir kart yapıştırdı. Kartta şu kelime yazıyordu: ” Acılarım ”. Fransa’ya giderken yani Maria’dan ayrılırken onun için bir Vals yazdı. Bu Vals günümüzde de en çok sevilen Vals’lerden birisidir. La Bemol Majör tonundaki bu Vals ” Farewell ” ” Elveda ” Valsi olarak da Geçer. Op.69 No.1 numaralıdır. Chopin yıllar sonra bile yeni ilişkisi olsa da evlenip çocuk sahibi olamadı. Yalnız öldü. Maria ise evlendi b süre zarfında. Chopin sonrasında ilişkiye gireceği George Sand ile 100 kat zarar gördü…

ÇOCUĞU UĞRUNA YAZILMIŞ BİR ALBÜM: ÇOCUK KÖŞESİ!

Klasik müzikteki çağdaş dönemin en önemli bestecileri arasında gelen Claude Debussy, evlendi ve çocuk sahibi oldu. Dünyalar güzeli bir kızı vardı. Fotoğrafını da üstten inceleyebilirsiniz. Claude Debussy kızı Claude-Emma Debussy için eser bestelemek zaten idtiyordu. Emma’nın oldukça enerjik bir karakteri vardı ve Debussy bundan çok hoşlanıyordu. Sonunda eseri yazmaya karar verdi. Bu eser bir albüme dönüştü. Albümün ismi de Çocuk Köşesi oldu. Golliwogg’s Cake-Walk yani albümün 6. eseri oldukça ilgi gördü ve Emma bu eseri çok sevdi. Eserler oldukça majörite ve coşku içeriyordu. Dolce kavramını en güzel hissettiğimiz eserlerdendir bunlar. ( Dolce – Tatlı Olarak Çalınma Şekli ) Eser 6 bölümden oluşturuldu ve Debussy taraffından kızı Emma’ya ithaf edildi.

KAPANIŞ:

Bilgileri yazması düşündüğümden de zormuş. Umuyorum ki yazımı beğendiniz ve yeni şeyler öğrendiniz. Sizinle bir sonraki hafta yepyeni bir bölümle görüşmek için sabırsızlanıyorum. Eğer konu önerileriniz varsa lütfen iletmeyi unutmayınız. Müzikle kalınız, hoşça kalınız…

5 1 vote
Yazıyı Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments