Beethoven Gerçekten Sağır Mıydı?

Beethoven’ın tamamen sağır olup olmadığı bir süre boyunca müzisyenlerin ve müzik tarihçilerinin kafasını kurcalamış, müzik tarihçilerini derin ve uzun araştırmalara itmişti. Yapılan araştırmaların sonucunda varılan kanı şu ki Beethoven’ın duyma yetisini kaybetmesi bir o kadar yavaş ama kararlı, acı verici şekilde olmuş. Bu sonucu, mektuplardan ve Beethoven’ın konuşma defterinden öğreniyoruz. Tüm bunların detaylarını bu yazıda bulacaksınız fakat öncesinde Beethoven’ın duyma yetisini nasıl kaybettiğinden ve bu durum karşısında neler yaptığından bahsetmek istiyorum çünkü Beethoven, yeteneğine inat gelişen bu hastalık sonrası Tanrı’ya isyan etmiş ve birçok çaresizce çözüm üretmeye çalışmıştır. Aslında bu durum onun müziğine de yansımıştır çünkü neredeyse tamamen sağır olduğu dönemde yazdığı Re Minör, Senfoni No.9 eserinde ironik bir duruma rastlarız. Düşünün, Beethoven gibi bir dehasınız ve size verilen duyma yetisi elinizden alınıyor. Bu durumda öfkeli ve isyankar olmak sizin hakkınızdır ve müziğinizde de bolca öfke ve isyankarlık tınıları duyulması olası olur. Fakat Re Minör, Senfoni’ye baktığımızda koral kısımda şu cümleleri duyarız: ” Ey insanlar! Hepiniz kardeş olun, Tanrı’mız da bunu ister! ” Buradan sizin de anlayacağınız üzere bu durum oldukça ilginçtir ve Beethoven’ın karakterinin ani değişimlerini çok güzel şekilde gözler önüne serer. Ayrıca işin müziksel kısmı bir yana sinema kısmına da değinirsek ” Beethoven’ı Anlamak ” ve ” Ölümsüz Sevgili ” filmlerinde de bu durumlar yansıtılır. Oradan görsel olarak da izlemeniz mümkün. Kısaca hiçbir bestecide eşi benzerine rastlanmayan bu ciddiyetteki duyma kaybı ve buna rağmen bu denli büyük eserler besteleyebilme durumu, pek ilginç ve hayret vericidir. Bundan dolayı aslında bakıldığıda Beethoven’ın sağırlaşması kendi başına ele alınabilecek kadar önemli ve büyük bir konudur. Yeterince uzun olan giriş yazısının ardından daha da fazla vakit kaybetmeden hemen Beethoven’ın sağırlığına karşı olan tepkilerine ve çaresizce ürettiği çözümlere bakalım. Ardından durumun seyrine bakacağız. Tabi ki son olarak 9. Senfoni’den de bahsedeceğiz.

Beethoen’ın kişisel yapısını az çok biliyorsunuzdur müzikle ilgilenen birisiyseniz. Kararlı, dediğim dedik, sert, kaba ve öfkeli birisidir Beethoven. Tabi küçükken babasından gördüğü onca muamele ve şiddet de Beethoven’ı bu kadar sert ve güç birisi yapmıştır elbet. Bu yüzden tüm suçu Beethoven’a atmak doğru mu orası tartışılır fakat yeğeninin ( Yeğenini kendisi almak için ölen kardeşinin karısı ile mahkemeye çıktı ve kazandı. Kısaca yeğeni Carl, Beethovenn’la kalıyordu. ) intihar girişiminde bulunması sanırım Beethoven’ın Carl’a nasıl davrandığını az çok gösteriyor. ( Küçük not, Carl silahla kafasına sıkıyor fakat mermi kafasını sıyırdığı için ölmüyor. Bunun üzerine Beethoven çok vicdan azabı çekmiştir. ) ( Bir not daha, Beethoven Carl’ın piyanist olması için ona çok baskı kuruyordu ama Carl askeriyede okumak istiyordu, bu yüzden büyük ihtimalle katlanamadı. ) Neyse, Beethoven bu yapıda bir insanken, tabi biraz da egolu, duyma yetisini kaybetmeye başladığında Tanrı’ya isyan ediyor. Ünlü sözü olan ” Ey Tanrım en çok bana vermen gereken özelliği neden benden alıyorsun? ” sözünü bu durumun üstüne söylemiştir ki mantıklı çünkü Beethoven gibi birisinin cidden duyma yetisini kaybetmeye başlaması çok mantıksız ve sinir bozucu. Bunun üzerine mektuplarında arkadaşlarına karşı da öfke dolu cümleler kurduğunu görürüz. ( Tanrı hakkında ) Bunlararağmen Beethoven, metal bir plak yapmış ve kulağına yerleştirmeyi akıl edebilmişti. Katılar ve özellikle metaller bildiğiniz üzere sesi çok iyi iletirler. Bu yüzden Beethoven piyanoyu daha iyi duyabileceğini düşünüyordu. Ve biliyor musunuz? Haklıydı. Bir süre boyunca cidden bu durum işe yaradı ve Beethoven duyuyordu. Bestelerine sorunsuz, neredeyse, devam ediyordu ve her şey çözülmüş gibiydi. Ta ki duyma yetisi daha yok olmaya başlayana kadar. Beethoven tamamen sağır olmadı fakat duyma yetisinin inanılmaz büyük bir kısmını kaybetti. Neredeyse %95’inden bahsediyoruz. Bu durumda Beethoven’ın yapabileceği hiçbir şey kalmamıştı. Tanrı’ya daha çok hakaret etmek dışında tabi. Ayrıca ilk başlarda Carl ile konuşurken ondan biraz daha yüksek sesle bağırmasını istiyorken sonlara doğru bu da işe yaramamaya başladı. Bu yüzden ” Konuşma Defterleri ” adı verilen defterler aracılığıyla konuşmaya başladılar. Bu sayede biz Beethoven hakkında inanılmaz geniş bilgiler elde ettik. Düşünün günümüze ulaşmış 139 tane defter… Eh, ne demişler? Söz uçar yazı kalır. Cidden kalmış ve günümüze gelmiş. Beethoven’ın sağırlaşırken verdiği tepkiler ve bulmaya çalıştığı çözümler bunlardı. Vakit kaybetmeden Beethoven’ın sağırlaşmasının seyrine göz atalım.

Beethoven duyma yetisini doğduğu gibi kaybetmedi. Aslında uzun bir süre gayet sağlıklı yaşadı. Bildiğiniz gibi Beethoven 1770 yılında doğdu. Yaklaşık 28 yaşında ( 1798 ) duyma yetisini kaybetmeye başladı. Bu duruma rağmen bestelerine ve büyük işlerine devam etti Beethoven. Bir süre sonra duyma kaybı ciddi boyutlara ulaştı. Artık metal plak tedavisi uygulanmaya konmalıydı. Bir süre bu metal plak işe yaradı fakat Beethoven’ın nedendir bilinmez bir şekilde duyma yetisi kaybolmaya devam ediyordu. Artık doktorların ve metal plakların söyleyecek bir şeyi kalmamıştı. Beethoven günden güne sağırlaşıyordu ve kimse buna dur diyemiyordu. 44-45 yaşlarına geldiğinde ise Beethoven tamamen sağır olmaya yaklaştı fakat sonradan bu gerileme durdu. Gelişme olmadı ama en azından durmuştu. Beethoven toplam %95-97 arası oranda duyma yetisini kaybetti ve öyle yaşamını sürdürdü. Hastalığının seyri yaklaşık 17-18 yıla yayılmıştı fakat bu 17-18 yıl onun karakterinde geri dönülemez şeylere yol açmıştı. Daha sinirli, daha kararlı, daha dediğim dedik birisi olmuştu Beethoven. Hayatı boyunca kendisi ve sevdikleri ondan zarar görecekti…

Gelelim o meşhur 9. Senfoni’ye. Nedir 9. Senfoni’yi bu kadar özel yapan? Tahmin edeceğiniz üzere Beethoven’ın inanılmaz bir duyu kaybı yaşadığı zamanda yazıldı bu eser. Bu yönden aslında baya önemlidir. Bir besteci nasıl duymuyorken beste yapabilir? Hem de bir senfoni!? Değerli okuyucular, Brahms duyduğu halde senfoni yapmaktan kaçınmış. Arkadaşına olan mektubunda şöyle bir ifade geçer: ” Hayır, asla bir senfoni besteleyemeyeceğim. Dostum, sen arkanda bir devin ayak seslerini duymanın ne demek olduğunu bilmiyorsun. ” İşte bu kadar etki yaratmıştır Beethoven bu büyük besteciler üzerinde. 9 sayısını kutsallaştırmıştır klasik müzikte. Aslında her şeyden de önce bir milat taşıdır Beethoven. 32 Piyano Sonatı mesela. Sonat formunu bildiğimizden çok daha farklı yerlere çekmiştir bu sonatlar. 30 yıllık deneyimi ve değişimi sonatlarda çok net görülür Beethoven’ın. Konçertolar? 5 Piyano Konçertosu yazmış ve en çok bilinenlerinden birisi 5. Mi Bemol Majör Konçerto’dur. ( İmparator – Emporor) Cidden o kadar çok da uzun olmayan yaşamına 9 Senfoni, 5 Piyano Konçertosu, 32 Piyano Sonatı, onlarca Bagatel, Alman Dansları ve daha birçok eseri sığdırmayı başarmıştır. Liszt de bu konuda şanslıdır. İkisi de diğer bestecilere oranla uzun yaşamışlar. Mozart mesela 35 yaşında ölmüş. Chopin 39… Neyse, konuyu daha da fazla dağıtmayalım. Bakıldığında görüleceği üzere Beethoven büyük bir bestecidir. 9. Senfoni’ye devam edersek onu özel kılan bir özelliği de koro içeren ilk senfoni olmasıdır. Cidden, Haydn’ın 104 senfonisinin hiçbirinde yoktur koro. Mozart da aynı şekilde. Beethoven kural tanımaz demiştik. O koro istiyorsa KORO OLUR. O kadar. Ayrıca ilgin özelliklerinden birisi de uzunluğu. Neredeyse 70-80 dakikalık müzik. O şartlara göre çok tabi sonradan Scriabin gibi besteciler çok daha büyük eserler ortaya koymuş fakat o zamana kadar 30 dakika ile sınırlı olan senfonilerden sonra 70 dakika… Büyük bir gelişim. Çok ilginç bir iki bilgi daha var. Beethoven neredeyse sağır olmasına rağmen bu eserin prömiyerini kendisi yapmak istemiştir. Bunun sebebini bilmesek de tahmin edilebilir. O kadar büyük bir eseri kendisi sunmak istemiş olabilir tabi. Ayrıca bu performans 58 DAKİKA sürmüş. 70 dememiş miydik? Evet ama Beethoven kulağındaki sorundan dolayı büyük ihtimalle tempoyu tutturamadı ve inanılmaz hızlı yönetti orkestrayı. Ayrıca provalarda da hep sorun çıkarmış zaten. Orkestra bir türlü ayak uyduramazmış Beethoven’a. Bu yüzden yetkiyi başkemancı alırmış. Orkestra Beethoven yerine başkemancıya bakarak çalarmış. Bu duruma benzer bir durum size önerdiğim filmlerde mevcut. Oradan da izleyerek bakabilirsiniz. Ayrıca bir küçük not daha, bu senfoni ile ilgili çok daha uzman bir müzisyenin görüşlerini almak isterseniz Fırat Kutluk’un yazdığı Beethoven kitabının 2. yarısında Fırat Kutluk ve İbrahim Yazıcı’nın bu senfoni üzerine yaptıkları röportajı okuyabilirsiniz.

Son sözlere geldik. Uzun bir yazı olduğunun farkındayım fakat bu konuyu sizinle paylaşmayı zaten çok istiyordum. Umarım verdiğim bilgiler hoşunuza gitmiştir. Final olarak Chopin’in şu sözlerini bırakarak aranızdan ayrılıyorum:

”Bach bir astronomdur. Evrendeki en özel yıldızları keşfeder. Beethoven ise evrene meydan okuyan bir savaşçıdır. Ben sadece bir adamın kalbini tasvir etmeye çalışıyorum… ”

0 0 votes
Yazıyı Puanla
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments