Robert’ın Clara’ya Sürprizi

Ön Söz:

Herkese merhaba. Sizlerle bu haftaki yazımda oldukça dramatik ve romantik bir olayı konuşmak istiyorum. Konumuzun başkahramanları Robert ve Clara Schumann. ( Wieck ) Oldukça ilginç ama bir o kadar da tatlı olan bu hikayeyi size anlatmadan önce birkaç açıklama yapmayı düşünüyorum. O dönemin yapısından tutun, bestecilerin karakterine, kişiliklerine, yaşam tarzlarına, birbirilerine duydukları sevgiye her şeyiyle bilmek bu tür hikayeleri ‘ anlamaktaki ‘ en önemli hususlardan birisidir. Ne yazık ki yazının boyutu ve amacını aşacağından uzun uzun anlatamam bunları. Fakat zamanında anlattım. ‘ Yarım Kalmış Bir Aşk ‘ adlı yazımdan ikilinin ( hatta üçlünün ) aşk hayatları hakkında detaylı bilgi elde edebilirsiniz. O yazıyı okumadan devam etmenizi tavsiye etmesem de yine de devam edenler olacaktır. Bu sebeptendir ki Robert ve Clara Schumann hakkında ufal bilgiler vermek isterim. Bu bilgileri öğrendikten sonra konunun derinliğini, içerdiği dramayı ve içerdiği romantikliği daha da iyi anlayacaksınız. En azından ben o şekilde düşünüyorum. Daha da fazla zaman kaybetmeden başlayalım konumuza.

Giriş – Clara & Robert Schumann:

Robert Schumann

I. ROBERT SCHUMANN: Robert ile başlayalım. Robert Schumann Alman, romantik bir klasik müzik bestecisidir. Yazdığı eserler günümüzde oldukça popülerdir ve zamanında ses getirmiştir. Clara Wieck’in ( o zamanlardaki soy ismidir. ) babsının öğrencisi olduğundan Clara ile sık sık görüşme halindeydi. İkilinin aşkı yavaşla başladı, çok ilerlemedi. Robert kendisinden 9 yaş küçük olan 14 yaşındaki Clara ile çıkmak yerine o zamanın güzel kadınlarından birisi, yaşıtlarından olan bir kadınla nişanlandı. Clara oldukça kıskandı ve oldukça sinirlendi. Ne şanstır ya da ne şanssızlıktır siz karar verin Robert’ın nişanı bozuldu. Clara da ardından Robert’ı kıskandırmak amacıyla sahte sevgililer yaptı. İkili arasındaki bu yarış gün geçtikçe ikilinin arasındaki alevi arttırdı. İkili de birbirine aşık oldu. Robert ve Clara’nın ilk yakınlaşması ve öpüşmesi Clara 16, Robert 25 yaşındayken oldu. Bu durumu sonradan öğrenen baba, Clara’nın, bu duruma patladı ve oldukça sinirlendi. Robert’a mektuplarında hakaretler savurdu. Öğrencilikten çıkardı, kızıyla görüşmesini yasakladı her şeyi yaptı. Burada her şey öylesine bir söylem değildir. Cidden ‘ her şeyi ‘ yaptı. Yıllarca ikilinin evlenmesine mani oldu. Clara belli bir yaşa geldiğinde mahkeme kararı ile evlenme teklifi çıkardı ikili. Bu durum Robert için neyse de Clara için sıkıntıydı. Sebebi ne diye soracaksanız anlatayım hemen. Clara’nın o kadar ilerlemesinde ve başarılı olmasında ( bir kız çocuk olarak Clara o dönemlerde oldukça başarılıydı. Babasının uzun uzun çalıştırmaları ve takipleri, konser fırsatları ve birçok şey bu başarıda rol sahibiydi. ) babasının payı oldukça ama oldukça büyüktür. Hatta Clara bunu babasına borçlu desek yanlış olmaz. O sebeple hem Robert’ı çok seviyor hem de babasını üzmek istemiyordu. Fakat kendisi de oldukça iyi biliyordu ki belli şeyleri kazanmak için aynı oranda belli şeyleri feda etmeliydi. Hayatın kanunuydu. O dönemler hele iyice iş böyleydi. Bir şeyi kazanmak için feda kaçınılmazdı. Clara’nın seçimi oldukça zor da olsa Robert oldu. İkili mahkeme kararıyla evlendi. ( Şuan kısacık anlattığıma bakmayın. Bu olay o kadar uzundur ki bu bilgileri aldığım kaynağın 1/4 kadarı bu olaya ayrılmıştır. ) Babası üzülmeyi geçin kahroldu. Hatta Clara’yı evlatlıktan reddedecek duruma geldi. Sonrasında böyle bir felaket yaşanmadı çünkü Clara bunu kaldıramazdı. Babasını çok ama çok seviyordu ama aynı ölçüde Robert’ı da. Bu sebeplerdendir ki Robert ile Clara sade ve gösterişsiz bir düğün ile bir kilisede evlendiler. Bu kadar yılın ardından evlilikleri iyi gitmeliydi. Eh, pek öyle olmadı. Robert akıl sağlığını kaybetmeye başladı çünkü. Bir süre sonra Robert akıl sağlığını kaybetti. Uykularında bağırıyor, olmayan şeyler görüyordu. ( Schubert’in hayaleti ilginçtir. ) Akıl hastanesine kapatıldı. Clara yalnız kaldı diyeceğim de kalmadı aslında. Johannes Brahms sonradan dahil oldu. ( Daha detaylı bilgi için bknz. Yarım Kalmış Bir Aşk / SanatYorum ) Bu hikaye apayrı o sebeple şu an için girmemek en iyisi güvenin bana. Bu konu ile alakalı oldukça detaylı bir yazım mevcut. Buradan ulaşabilirsiniz: Şimdi devam edelim. Clara yalnız kalmadı ama beklediği gibi de olmadı tabi evliliği. Gidebildiği her sefer biricik sevgilisinin yanına gidiyor, onu görüp mutlu oluyordu. Bu acı ve drama son bulacaktı Temmuz 1856’da. Bonn’da ölen Robert sonrası Clara hayatında asla evlenmedi. Brahms ile oldukça yakındılar fakat ikisi de Robert’a olan saygılarından o yola girmediler. ( Gerçi oldukça desteksiz de olsa bir iddia bulunur. Clara’nın doğurduğu çocuklardan birisi Brahms’ındır. Bu iddianın dayanağı yok. Mektuplara dayandırıyor dayandıran da fakat ortada kesin bir veri yok. Öte yandan tüm çocukların Robert’a ait olduğu kesine yakındır. ) Clara da 20 Mayıs 1896’da vefat etti. Brahms Clara’sız 1 yıl bile yaşayamadı. Clara öldükten sonra mektubunda şunları yazdı: ” Bu dünyada değer verdiğim ve sevdiğim tek şeyi de kaybettim. Artık kaybedecek hiçbir şeyim kalmadı. ” Bu sözlerden sonra Brahms da evlenmedi ve yalnız öldü. Brahms cidden en şanssızlarıydı. Robert ölmeden yanında Brahms ( onun gururla övdüğü genç adamı ) ve Clara, biricik aşkı, vardı. Clara ölürken yanında olamayan aşığı ve kocası Brahms vardı. Brahms ölürken kimse yoktu. ( ‘ Kimse ‘ demek ayıp olur. Çok sevdiği dostları ve hayranları vardı elbet. Yine de hikayenin dramatizmi ve olay örgüsü için buradaki ‘ kimse ‘ ifadesini çok ama çok sevip bağlandığı insanların olmaması olarak düşünmenizi rica ediyorum. ) Neyse, kısaca olaylar bu şekildeydi. II. CLARA: Clara’nın da hayatını ufaktan verdim ama yine de Clara ile ilgili de genel birkaç bilgi vermek isterim üzerinden geçilsin istemem bu büyük bestecinin. 13 Eylül 1819 tarihinde doğan besteci, 20 Mayıs 1896 yılında 76 yaşında ölmüştür. Günümüzde adı en çok geçen, Fanny Mendelssohn ile, en büyük kadın klasik müzik bestecilerinden birisidir. Yazdığı Mazurkalar, Notturnolar bir yana bıraktığı piyano konçertosu, liedleri vb. eserleri ile oldukça romantik bir bestecidir. Babasının sıkı çalıştırrmaları sonucunda büyük başarılar elde etmiş ve konser piyanisti olmuştur. Robert ile son konserinde Robert şef, Clara solist olmak üzere ikili orkestrayla Robert’ın yazdığı La Minör, Piyano Konçertosu’nu seslendirdi. Clara bilinmese de büyük bir virtüözdür. Liszt’in eserlerinden nefret eder ve onları her mektubunda aşağılardı. Süslü zorba olarak bahsettiği Franz Liszt, kendisinin eserlerini çevresine tavisye etmiş ve onları övmüştür. Yine de Clara geri adım atmamış ve hayatının her döneminde Liszt ve Liszt’in müziğini aşağılamıştır.

İşte Schumann’ın Clara’ya Sürprizi:

Robert ve Clara

Açıkçası başlamadan ufak bir açıklama yapacağım. Sizi tarihlere ve isimlere, yer adlarına boğmak istemiyorum. Bu sebeple size olayı saf ve de romantik haliyle anlatmayı uygun gördüm. Robert hayatının sonlarına doğru akıl sağlığını kaybetmeye başlamıştı. Bu sebeple Clara’ya özel günlerinde oldukça ilginç hediyeler alıyordu. Bunların başında kavun, yağ, gül, şeker, kolonya gibi ürünler geliyordu. Cidden Clara’ya doğum gününde kavun almışlığı vardır. ( Ayrıca yarım kavun almıştır. ) Fakat talih odur ki, kendileri bilmiyordu tabi bunu, birlikte kutlayacakları son doğum gününde Robert büyük bir şey yapmak istedi. Clara’yı bir akşam çağırdı ve yürüyüşe çıkmak iteyip istemeyeceğini sordu. Clara için soru bile sayılmazdı bu. Direkt kabul etti ve ikili yürüyüşe çıktı. Eve geldiklerinde Clara ışığı açtı ve karşısında yepisyeni bir piyano gördü. Piyano üzerinde gül yaprakları ve altında notalar duruyordu. Bir müzisyen de eserlerden birisini çalıyordu. Eserlerl, Schumann’ın o dönem yazdığı birtakım liedlerinden oluşuyordu. Clara bu hediye karşısında şok olmuştu. Ardından Schumann piyanoya geçti ve liedlerden seçkiler çaldı. İkili o gün oldukça mutluydu ve ikili o gün uzun zamandan sonra ilk defa yakınlaştı. ( Yakınlaşmaktan kasıt manevi anlamında değil. Zaten aşkları pahabiçilemezdir. ) Clara bu günü defterine hayatımın en güzel günü olarak kaydetmiştir. Robert ise sıradan birkaç cümle ile geçiştirmiştir. Sizi bilmiyorum fakat bu hikaye ve bu hediye, benim klasik müzik alanında okuduğum, duyduğum, izlediğim ve bildiiğim en romantik ve en güzel hiikayedir. Sizin de ilginizi çektiğini düşünmek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Sonrasında Clara ve Robert arasında böyle bir şey olmadı fakat Clara her zaman için eserlerini ayrı bir hevesle besteledi. Ayrı bir istekle yazdı liedlerini. Robert’ın o dönemde yazdığı yüzlerce lied içinde o hediye edilen liedler Clara’nın en sevdikleri olmuştur. Clara’nın Robert’ın eserlerinden Kinderszenen albümünün 7. parçası olan Traumerei eserini de çok sevdiğini ekleyelim. Hikayemiz de burada son buluyor.

Son Söz:

Bir yazının daha sonuna geldik. Benim sizinle paylaşmayı çok istediğim bir konuydu bu. Paylaştığım için de oldukça mutluyum. Bir sonraki yazımın konusu ne olsun siz karar verebilirsiniz. Yardım aldığım kaynakları bırakıyorum aşağıya:

Kaynakça:

Aydın Büke – Romantizmin Işığı Clara
Wikipedia – Clara Schumann
Wikipedia – Robert Schumann
Franz Liszt – Chopin
 
Ayrıca size Schumann’dan son zamanlarda dinlediğim liedlerden güzel bulduklarımın linklerini paylaşmak istiyorum. Dinlemenizi özellikle tavsiye ederim.

5 2 votes
Yazıyı Puanla
2 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Inline Feedbacks
View all comments
Kaan Gölgesiz
10 gün önce

Bestecilerin bu magazinsel hallerine bayılıyorum. Gerçekten merakla okuduğum bir yazı oldu. Bambaşka bir aşk. Ayrıca yarım kavun hediyesi oldukça güzel, özellikle soğuksa (: